rus yazar'ın bu toprakların değeri olan şeyh bedreddin ve yoldaşlarının osmanlı despotizmine karşı nasıl boyun eğmediklerini anlatan
iyi bir romanı. " yarin yanağından başka her şey ortaktır" diyen bedreddin ve yoldaşları günümüzden 600 yıl önce yaşamış olup toplumsal adalet ve özgürlük ateşiyle tutuşuyorlardı. "bu topraklarda olmaz böyle şeyler" diyenlere cevap niteliğinde olan belgesel roman. birkaç kere okuyup hala okumak istediğim insanın kendine dönüşü, kendini sorguladığı bir çok anekdot var.
"bilinçli kişi, kimsenin bilmediğini yapıp yürüten, kimsenin görmediğini görendir. böyle bir insan bildiği her şeyi söyleyecek olursa, onu yaşatmazlar" ve müridlerine şu öğüdü veriyordu: "karşınızdakilerin bilmedikleri şeyleri, onların bildikleri deyimlerle ve kavramlarla açıklayın"
- bedreddin din bilginlerinin yüzyıllar boyunca üzerinde kafa patlattıkları bir soruna dokunmuştu: iradenin özgürlüğü sorunu. gerçekten de, eğer kitab'ın yazdığı gibi, tanrı'nın iradesi olmadan insanın ağzından ses çıkamazsa, o zaman kendi iradesinin yol açmadığı günahtan dolayı insan cezalandırılmış olmuyor muydu? öte yandan, eğer insan tanrı'nın iradesine karşın bir suç işleyebiliyorsa, demek ki , her şeye kadir olan, her şeye kadir değildi? bedreddin için özgürlüğü oluşturan şey, varlığın ve ona uyumlu hayatın bilincinde olmaktı.
- konuşurken bir yandan da kendine dışardan bakmak bedreddin'in ne zamandır geliştirdiği bir yetenekti. tepeden tırnağa mantık kurallarıyla örülü sözlerini, çoğu kez, düşüncelerinin gelişimiyle doğrudan bir ilişki içinde olmaksızın, ama yine de sanki onlara koşutmuşcasına birbirini ardınca akıp giden tablolar izlerdi. bu arada bu tabloların hiç beklenmedik bir anda ve beklenmedik bir biçimde düşüncelerini etkilediği, hatta bazen doğrudan doğruya düşüncenin yerini