Ben De Halimce Bedreddinem

9,4/10  (16 Oy) · 
34 okunma  · 
15 beğeni  · 
1.213 gösterim
Şeyh Bedreddin, günümüzden altı yüz yıl önce yaşadı. Dönemin en büyük düşünürlerinden biri olarak çağını çok çok aşan cesur fikirler ileri sürdü, güçlü bir toplumsal adalet ve özgürlük özlemini dile getirdi. Amacını gerçekleştirmek üzere, ezilmiş Türk, Rum, Yahudi... emekçilerini bir araya getirip eğitti. Osmanlı yönetimine karşı Anadolu tarihinin en önemli köylü ayaklanması onun adıyla anıldı. Ben de Halimce Bedreddinem, bu büyük halk hareketinin belgesel romanı.
  • Baskı Tarihi:
    2011
  • Sayfa Sayısı:
    429
  • ISBN:
    9789756525005
  • Yayınevi:
    Evrensel Basım Yayın
  • Kitabın Türü:
mısra 
15 Haz 01:03 · Kitabı okudu

*Kitapla ilgili bilgi içerir.
Şeyh Bedreddin 1359 yılı ile 1418 yılları arasında yaşamış olup mutasavvıf, hukukçu, filozof, bilim adamı ve ihtilalci gibi çok yönlü bir kişiliğe sahip tarihimizde yer alan önemli isimlerinden biridir.

Simavna Kadısıoğlu Şeyh Bedreddin Edirne civarında olan Simavna’da doğmuştur. Şeyh Bedreddin İslam diniyle ilgili ilk bilgileri aile içinde aldıktan sonra, Bursa, Konya, Kudüs, Kahire, Tebriz gibi zamanın bilim merkezi olan yerlerde ün yapmış alimlerden ders alır.

Matematikçi ve gökbilimci olan Mevlana Feyzullah’ın yanında yıldız bilimleri ve hesaplamalar konusunda birçok başarı elde eder ve Mevlana Feyzullah’ın ölümünden sonra Kudüs’te ünlü hadis ve fıkıh bilgini İbni Hacerül Eskalani’den öğrenci olur. Sonrasında Bedreddin o dönemin ünlü bilim ve inancın merkezi Kahire’de 15 yıl kalır. Bu süre içerisinde buradaki tüm eğitim olanaklarından faydalanır. Sultan Berkuk’un oğlunun yanı sıra birçok genç onun öğrencisi olur.

Sultan Berkuk’un sarayında aralarında İbni Haldun, Celaleddin Hızır, Hüseyin Ahlati gibi ulema sınıfının ünlü isimlerinin bulunduğu toplantıdaki tartışmalara katılır. Bedrettin Ahlati’yle yaptığı konuşmadan sonra onun müritleri arasına katılarak tekkede çile adı verilen çeşitli aşamalardan oluşan bedensel ve ruhsal acılardan geçer. Ahlati onu Tebriz’e gönderir, burada Timur’un ordusu geçerken Yıldırım Beyazıt’a ihanet ederek Timur’a katılan askerlere söylediği kızgınlık sözleri üzerine askerler onu yakalar. Timur’un tutsağı olur, ancak huzurunda dinle ilgili konulardaki soruları cesurca yanıtlaması sonucunda Timur onun sarayında tutarak adalet, din gibi konularda görüşlerinden faydalanmak ister. Ancak Bedrettin oradan ayrılır.

Musa Çelebi’nin döneminde kazaskerlik yapmıştır, yolsuzluk yapan kadıları görevine son vererek güvenilir kişileri kadı tayin ederek adil kararlar verilmesini sağlamıştır. Musa Çelebi’nin kardeşi Çelebi Mehmet tarafından öldürülmesinden sonra da İznik’te tutulmuştur. Tutukluluğu sırasında Bedreddin inandığı davası uğruna harekete geçme çabası içinde olmuştur.

Çelebi Mehmet gün geçtikçe daha çok insanın katılarak güçlenen bu hareketi önlemek için Osmanlı ordusunu Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal’in adamlarının üzerine gönderip onları bozguna uğratır. Börklüce ile yapılan savaşta sekiz bin yandaşını öldürür. Börklüce Mustafa ve Kemal Torlak da esir edilip işkenceyle öldürülür.

Bedreddin de aralarına sızan sultanın adamlarının yardımıyla yakalanır. İslam dünyasının ünlü din bilginleri arasında yer alan Bedreddin’i yargılamak ölüm fetvasını vermek kolay değildir. Şeyh Bedreddin oradaki tüm ulemadan üstündür ancak İranlı bilgin Mevlana Haydar’ın fetvasıyla Edirne’nin Serez çarşısında asılır. Kitapta tüm olaylar en ince ayrıntısına kadar, akıcı bir dille, ustaca betimlenerek anlatılmış.

Kitapta ayrıca bu davada büyük rol oynayan Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal’le ilgili bölümlerde Şeyh Bedreddin’in yanında yer almasına neden olan olaylar var. Börklüce Mustafa ve toplumun her kesiminden olan arkadaşları savaşarak beylerin elinden aldıkları topraklar üzerinde adalet, eşitlik üzerine yeni düzenlerini kurarken karşılaştıkları sorunların çözümünde inandıkları davaya uygun kararlar almaya çalışırlar. Kadınlar da oluşum içerisinde yer alır. Yapılan kurullarda kadınların erkeklerle birlikte yan yana yer alması gerektiği üzerinde durulur ki bunlar 600 küsur yıl önce konuşulanlar.

Şeyh Bedreddin’in çocukluğundan itibaren tanık olduğu yoksul köylülerin yaşantıları ve çektikleri acılardan onları kurtarmak istemiştir. Sultanların, beylerin zulmüne son vermek için mücadeleyi başlatmış, farklı dillerden, milletlerden, dinlerden onun hakikatina inanan binlerce kişi ona katılmıştır. Amaçları yoksul halkın topraklardan eşit olarak faydalanması, ortak mülkiyete sahip olmasıydı. Halkın sultanlar, beyler, zenginler tarafından ezilmemesi, köle olmaması insanca yaşam hakkına sahip olmasını istemeleriydi.

Kurmak istediği sosyal düzen, mülkiyet eşitliği, insanların eşit olması, adaletle ilgili düşünceleri varolmaya devam eden sömürüyle mücadeleye esin kaynağı olmaya devam etmektedir.

Şeyh Bedreddin ve arkadaşları bu dünyada cenneti kurmak için ayaklanmışlar, bu kerresinde mağlup olsalar da hakikati anlayanların yüreklerinde yaşamaktadırlar.

"Beni kara toprakta değil, hakikati anlamış olan insanların yüreklerinde arayın. "

Nazım Hikmet’in Şeyh Bedrettin Destanı, Şeyh Bedreddin’in ülkemizde tanınmasını sağlamıştır.
………………………
Hep bir ağızdan türkü söyleyip
Hep beraber sulardan çekmek için
Demiri oya gibi işleyip hep beraber
Hep beraber sürebilmek toprağı
Ballı incirleri hep beraber yiyebilmek
Yarin yanağından gayri her şeyde
Her yerde hep beraber diyebilmek için
Onbinler verdi sekiz binini….
………………………
Bedreddin gülümsedi.
Aydınlandı içi gözlerinin,
dedi:
— Mademki bu kerre mağlubuz
netsek, neylesek zaid.
Gayrı uzatman sözü.
Mademki fetva bize aid
verin ki basak bağrına mührümüzü..

https://www.youtube.com/watch?v=-3eCrAIlYSU

https://www.youtube.com/watch?v=ijnghN3xGeQ

sezen 
03 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kitabın akıcı üslubu ilk sayfadan itibaren okuru sürüklüyor.Tarihi roman seven okurlar beğenecektir diye düşünüyorum. Resmi tarih anlayışının tersine bir duruş sergilemiş olan "Şeyh Bedreddin"in belgelere dayalı hikayesi, isyanın iç yüzü eserde detaylı bir şekilde anlatılıyor. Simavna Kadısı oğlu Şeyh Bedreddin ve onunla beraber tarihi figürler tarih ve edebiyet bilgilerimizi harekete geçiriyor, ve onlara dair bilmediğimiz anekdotlar edebi dünyamızı zenginleştiriyor. Bedreddin dönemin en ünlü fıkıh ve de hukuk bilginlerindendir. Adaletsizliğe karşı duruşu ve bilime olan tutkusu Şeyh Ahlati'nin dostluğu ve yoldaşlığıyla birleşince bambaşka bir boyut kazanıyor. Sufilik ve Mevlana üzerine detaylı araştırmalar yapmış olan yazar bunun Bedreddin'in düşünsel dünyasında açtığı ufukları oldukça etkili tasvir etmiş. Börklüce Mustafa, Torlak Kemal, Şeyh Ahlati,Timur,Mehmet Çelebi, Yıldırım Bayezid ve daha nice tarihsel figürler var. Nasıl oluyor da Müslüman,Yahudi,Hristiyan,Rum,Türk,Yörük biraraya geliyor ve hangi ideal için başkaldırıyor? Hangi dinlerötesi talep onları bu yola sevk ediyor? Birilerinin isyan dediğine neden birileri destan diyor?Tarihi kazananlar yazdığına göre alternatif tarih okumakta fayda var...Bu eseri okumadan önce Nazım Hikmet'in Şeyh Bedreddin Destanını okumanızı öneririm...

Erhan 
11 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bedreddin'in hayatı ve onurlu mücadelesi inanılmazdır. Bu konuya çok meraklı olduğum için baya araştırdım. Bu kitapta Yıldırım Bayezid öldükten sonra Fetret döneminde yaşananlar, Bedreddin ve yoldaşlarının haklı mücadelesi akıcı bir dille anlatılmış. Çok beğendim. Keşke bütün insanlar, Bedreddin gibi mazlumun yanında, eşitlikçi, paylaşımcı, haksızlığa başkaldıran ve en önemlisi "kaderine boyun eğmeyen" yapıda olabilselerdi...

Erhan Kurupınar 
26 Tem 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

baskı,zulüm karşısında sessizliği erdem zanneden insanlar Bedreddin'in görüşlerine kulak vermeliler.Radi fiş çok duru bir anlatımla bedreddin dönemi olaylarını çok iyi bir araştırmayla yansıtmayı başarmış.Şeyh Bedreddinin görüşleri günümüzü bile aşan evrensel görüşlerdir.

caner incesu 
24 Oca 00:23 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Uzun bir zaman oldu okuyalı ama mükemmel bir tat aldığımı unutmadım. Okuduktan sonra bu coğrafyada yaşamış ama resmi tarih tarafından unutturulmuş bir kahramanı tanımanın keyfini yaşayacaksınız.

Kitaptan 58 Alıntı

sezen 
 10 Tem 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Şeyh Bedreddin
"Beni kara toprakta değil, hakikati anlamış olan insanların yüreklerinde arayın. "

Ben De Halimce Bedreddinem, Radi Fiş (Sayfa 429)Ben De Halimce Bedreddinem, Radi Fiş (Sayfa 429)
sezen 
01 Tem 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Çoğu insan bir seçim yapmaktan kaçınarak (gerçekten de kolay iş değildir seçim yapmak) var gücüyle işi saflığa vurur, gözleriyle gördüklerine bile inanmaz; açığa çıkmış bir yalanı, sözde genel kuralı doğrulayan istisnai bir durum olarak kabul eder, asla bağdaşmayacak şeyleri bağdaştırmaya çalışır. Sözün özü, çoğu insan iç huzurunun bozulmaması için, içinde bulunduğu yanılsamayı ne pahasına olursa olsun sürdürmek, gerçeklere gözlerini kapamak eğilimindedir.

Ben De Halimce Bedreddinem, Radi Fiş (Sayfa 94)Ben De Halimce Bedreddinem, Radi Fiş (Sayfa 94)
Celal Uslu 
13 Ağu 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

- Şeyh Şibli 'ye, "Sana hakikat yolunu gösteren kim oldu?" diye sormuşlar, "Bir köpek", demiş Şeyh ve anlatmış: "Bir gün, bir su kıyısında, susuzluktan ölmek üzere olan bir köpek gördüm. Köpek, içmek için suya her hamle edişinde suda kendi suretini görüyor ve bunu başka bir köpek sanıp korkuyla geri kaçıyordu. Sonunda susuzluğu içindeki korkuya üstün geldi ve köpek suya atladı. Atlamasıyla da sudaki suret kayboldu. Gereksindiği şeyle kendisi arasındaki engel, kendisiydi. Ben de, kendim sandığım şeyin aslında içimdeki engel olduğunu anladığımda engel ortadan kalktı. Ama bana yolumu ilk gösteren bu sokak köpeği oldu."

Öğrenmeye hazır durumda olan, kimden olsa öğrenir... Şibli 'nin sözlerini herhalde böyle anlamak gerek, diye düşündü Bedreddin.

Ben De Halimce Bedreddinem, Radi Fiş (Sayfa 148)Ben De Halimce Bedreddinem, Radi Fiş (Sayfa 148)
sezen 
 01 Tem 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Şeyh Bedreddin
-Peki bilmek istediğin nedir?
-Bilmek istediğim...(delikanlı duraksamıştı, ikircikli gibiydi.) Nasıl yaşamak gerektiği... Ve eğer lütfedersen, bir de yıldızların hareketlerini merak ederim... Küçüklüğümden beri yıldızlara bakarım, müneccimlerin kimi yıldızlara neden o adları taktıkları...
-Yıldızların hareketlerini öğrenebilirsin... Ama birinci sorunun yanıtını alabilmek için hayatın bile yetmeyebilir. Çektiğin çilelerden bitkin düşersin, ama bakarsın ki tüm çabaların boşa gitmiş: Yalnızca düşman kazanmışsın, dostlarınsa bir bir uzaklaşmışlar senden. İyi düşün: Hazır mısın böylesine?
-Hazırım şeyhim!

Ben De Halimce Bedreddinem, Radi Fiş (Sayfa 23)Ben De Halimce Bedreddinem, Radi Fiş (Sayfa 23)
sezgin 
28 May 13:22 · Puan vermedi

insan istediği kadar öğrensin, istediği kadar düşünsün, eylem yoksa, anlamak da yoktur

Ben De Halimce Bedreddinem, Radi Fiş (Sayfa 181 - yön yayınları)Ben De Halimce Bedreddinem, Radi Fiş (Sayfa 181 - yön yayınları)
sezgin 
01 Haz 21:28 · Puan vermedi

En zorlu hapishane, insanın kendi kafasının içinde kendisinin kurduğu hapishanedir

Ben De Halimce Bedreddinem, Radi Fiş (Sayfa 399 - yön yayınları)Ben De Halimce Bedreddinem, Radi Fiş (Sayfa 399 - yön yayınları)
mısra 
02 Haz 18:37 · Kitabı okudu · İnceledi

Hele içlerinden birinin, gerçekten iyi niyetle de olsa gelip, Bedreddin’e, öyle olmasa bile kendisini peygamber soyundanmış gibi göstermesini, yoksa müridler arasında fitnecileri, karıştırıcıları yatıştırmanın mümkün olmayacağını öğütlemesi, Bedreddin’in sabır kasesini taşıran son damla oldu. Başa geçebilmek için yalan söylemek? İnsanları hakikate götürebilmek için yalandan güç almak?
“İnsanda zeka sınırlıdır, aptallığınsa sınırı yoktur” sözü ne kadar doğruymuş! Ahlati’nin müritleri arasında bile aptallar çoğunluğu oluşturuyorlarsa pes artık!

Ben De Halimce Bedreddinem, Radi Fiş (Sayfa 185)Ben De Halimce Bedreddinem, Radi Fiş (Sayfa 185)
mısra 
29 May 01:09 · Kitabı okudu · İnceledi

O zaman şeyh:
- Bir şey istemediğin zaman istediğin her şey senin olur, dedi.
- Ama Hz. İsa, “Siz isteyin, size verilecek ve çaldığınız kapı size açılacak! dememiş miydi? Hakikat nerede Şeyhim?
Şeyh öğrencisinin sorusunu bir fıkrayla yanıtladı:
- Bir gün kadı, Hoca Nasreddin’i çağırmış, sormuş: “Kaç yaşındasın?” “Kırk” demiş Hoca. Kadı, şaşırmış,”Beş yıl önce yaşını sorduğumda yine kırk demiştin!” demiş. Hoca Nasreddin, gururla: “Adaletin temelleri benim üzerimde yükselebilir, kadı efendi” demiş. “Çünkü sözünün eri adamım ben. Yıllar önce ne demişsem, yine aynını söylüyorum. “
-Aslında sorun çok yerinde, diye sürdürdü sözlerini Ahlati. Aslında mantıklı düşünen herkes, bir bakıma, bu fıkradaki Hoca Nasreddin durumundadır. Çünkü gerçek, mantıklı değildir; sonsuzdur, ama değişmez değildir. Sonsuzluğu da bu yüzden, yani sürekli değişmesindendir. Hz. İsa’nın sözleri gerçektir; ama söylendiği yerde, söylendiği zamanda, söylendiği insanlar için. Benim sözlerimin İncil’de, Kur’anda ve büyük dinbilginlerince yazılmış kimi kitaplarda yazılanlara çakışmadığını gördüler mi, öğrencilerimin gözlerinin parıldadığını farkediyorum. “Doğru, çok doğru!” diye başlarını sallıyorlar böyle durumlarda hoşnutla. Sözlerim, kitaplarda yazılanlara uymadı mı, susuyorlar. Oysa kendilerine kaç kez söyledim: hangi kitap olursa olsun, nerde, nasıl yazılmış olursa olsun, orada yazılanlar geçmiştir artık, yazıldıkları zamanki anlamlarında olamazlar bugün. Akıl, geçmişi biriktirir, çünkü bir fikre varabilmek için gerekli ölçütü yalnız geçmişten alır. Akıl hep eski kapıları arar, hakikatse hep yenidir. Yeniden hareket etme demek, geçmişte gizli olanher şeye ulaşmak demektir. Ve yenide gizli olan her şeye. Zaman, yer ve insanlar şekli belirler ve şekil böylece sonsuzcasına değişen ölümsüz hakikate dönüşür…
Bu öğüt, Bedreddin için anlama kasesinden alınmış ikinci bir yudum oldu. Ama bu kez “gökkubebeye ulaşan bir çığlık kopmadı göğsünden”, tam tersine, suskunlaştı, “kendi kendini tanımanın uçsuz bucaksız deryasına gömüldü.”

Ben De Halimce Bedreddinem, Radi Fiş (Sayfa 146)Ben De Halimce Bedreddinem, Radi Fiş (Sayfa 146)
mısra 
29 May 01:12 · Kitabı okudu · İnceledi

Bilinmeyen akıcıdır, boyuna değişir: su gibi; bilinen ölüdür; kıyı gibi. Korku her zaman: “Alışkın olduğundan şaşma” der. Ve ben hep bildiğim yolda yürürüm. Sürekli aynı yolda. Mutsuzdum, ama mutsuzluğumu terkedemedim: bir alışkanlık olmuştu benim için mutsuzluğum çünkü.

Ben De Halimce Bedreddinem, Radi Fiş (Sayfa 148)Ben De Halimce Bedreddinem, Radi Fiş (Sayfa 148)