Şeyh Bedreddin, yaklaşık altı yüzyıl önce yaşamış olmasına rağmen döneminin çok ötesine geçen düşünceler ortaya koymuş önemli bir isimdir. Güçlü bir toplumsal adalet ve özgürlük anlayışı vardı ve bunu cesurca dile getiriyordu. Amacına ulaşmak için Türk, Rum, Yahudi demeden ezilen tüm emekçileri bir araya getirip eğitti. Osmanlı yönetimine karşı gerçekleşen Anadolu’nun en dikkat çekici köylü ayaklanması da onun adıyla anılır. (Kitabın kapağından alıntıdır !)
“ Ay ve güneş herkesin lambasıdır, hava herkesin havasıdır, su herkesin suyudur. Ekmek neden herkesin ekmeği değildir?”
(Şeyh Bedreddin)
Komünist fikirlerin babası Karl Marx’tan 400 yıl önce Anadolu ve Rumeli’den bir Bedreddin Mahmut geçti. Henüz Marx’ın fikirleri yokken, İzmir Karaburun’da bir komün vardı: dil, din ve ırk farkını kökünden yok eden, enternasyonel bir topluluk.
Bedreddin kimdi?
Osmanlı’ya göre isyancı bir terörist, hakikat savaşçılarına göre Osmanlı ve İslam dünyasının en bilgin din adamı. Bana göre ise, Bedreddin bir ortaçağ kahramanıdır. Spartaküs Roma’da kölelere kimlik ve vatandaşlık vaad ederken, Bedreddin kardeşlik ve eşitliği savunuyordu: “Yarin yanağından gayrı, her şeyde ortak olmak” inancı onun rehberiydi. Cennet ve cehennemi yer yüzünde, insanlar üzerinde betimleyen bir kahramandı.
Hallaç-ı Mansur’un Tanrı ile bütünleşme anlayışı “Enelhak” (Tanrı benim, ben Tanrıyım) Bedreddin üzerinde halkla bütünleşmişti.
Simavna Kadısı oğlu Bedreddin Mahmut, 3 Aralık 1358’te Ammovouno, Yunanistan’da doğdu. İlk eğitimini babasından aldı, dönemin birçok bilginiyle tanıştı ve müridi oldu. Şeyh Hüseyin Ahlatî ile tanışması onu Şeyh Bedreddin yapacaktı.
Ankara Savaşı’ndan sonra Yıldırım Beyazıt komutasındaki ordu bozguna uğradı ve Osmanlı büyük bir kaosun içine girdi. Anadolu’da yenilgi, ağır vergi demekti. Çelebiler taht kavgasına düştü ve fetret dönemi başladı. Musa Çelebi Edirne’ye gidip hükümdarlığını ilan etti. Şeyh Bedreddin, bu savaşta yoksul halk için, Edirne beylerinden öşür vergisinin kaldırılmasını ve mahkemelerde bey ile sıradan köylünün adil yargılanmasını şart koşarak Musa’nın yanında yer aldı ve Kazaskerlik görevini üstlendi. Mehmet Çelebi, kardeşi Musa’yı öldürürken Bedreddin’i İznik Kalesi’ne sürgün etti.
Bedreddin, Dedesultan (Börklüce
"Hayatı ve dünyayı kendi küçük dünyaları
ile sınırlı tutanlar bizi anlayamazlar."
Şeyh Bedreddin
Bir tavsiye üzerine çıktığım bu yolculuk bana Şeyh Bedreddin'i tanıma fırsatı verdi.
Bir Osmanlı fakihi olarak Şeyh
Bedreddin, 1359 yili ile 1418 yilları
arasında yaşamış olup mutasavvıf,
hukukçu, filozof, bilim adamı ve devrimci gibi
çok yönlü bir kişiliğe sahip tarihimizde yer
alan önemli isimlerinden biridir.
Sosyalist şeyhlerde oluyormuş dedirten kitap genel itibariyle akıcı ve etkisine alabilen bir eser.
Ben okurken çokça keşke dedim.. ve çok keyif aldım.
*Kitapla ilgili bilgi içerir.
Şeyh Bedreddin 1359 yılı ile 1418 yılları arasında yaşamış olup mutasavvıf, hukukçu, filozof, bilim adamı ve ihtilalci gibi çok yönlü bir kişiliğe sahip tarihimizde yer alan önemli isimlerinden biridir.
Simavna Kadısıoğlu Şeyh Bedreddin Edirne civarında olan Simavna’da doğmuştur. Şeyh Bedreddin İslam diniyle ilgili ilk bilgileri aile içinde aldıktan sonra, Bursa, Konya, Kudüs, Kahire, Tebriz gibi zamanın bilim merkezi olan yerlerde ün yapmış alimlerden ders alır.
Matematikçi ve gökbilimci olan Mevlana Feyzullah’ın yanında yıldız bilimleri ve hesaplamalar konusunda birçok başarı elde eder ve Mevlana Feyzullah’ın ölümünden sonra Kudüs’te ünlü hadis ve fıkıh bilgini İbni Hacerül Eskalani’den öğrenci olur. Sonrasında Bedreddin o dönemin ünlü bilim ve inancın merkezi Kahire’de 15 yıl kalır. Bu süre içerisinde buradaki tüm eğitim olanaklarından faydalanır. Sultan Berkuk’un oğlunun yanı sıra birçok genç onun öğrencisi olur.
Sultan Berkuk’un sarayında aralarında İbni Haldun, Celaleddin Hızır, Hüseyin Ahlati gibi ulema sınıfının ünlü isimlerinin bulunduğu toplantıdaki tartışmalara katılır. Bedrettin Ahlati’yle yaptığı konuşmadan sonra onun müritleri arasına katılarak tekkede çile adı verilen çeşitli aşamalardan oluşan bedensel ve ruhsal acılardan geçer. Ahlati onu Tebriz’e gönderir, burada Timur’un ordusu geçerken Yıldırım Beyazıt’a ihanet ederek Timur’a katılan askerlere söylediği kızgınlık sözleri üzerine askerler onu yakalar. Timur’un tutsağı olur, ancak huzurunda dinle ilgili konulardaki soruları cesurca yanıtlaması sonucunda Timur onun sarayında tutarak adalet, din gibi konularda görüşlerinden faydalanmak ister. Ancak Bedrettin oradan ayrılır.
Musa Çelebi’nin döneminde kazaskerlik yapmıştır, yolsuzluk yapan kadıları görevine son vererek
Bedreddin'in hayatı ve onurlu mücadelesi inanılmazdır. Bu konuya çok meraklı olduğum için baya araştırdım. Bu kitapta Yıldırım Bayezid öldükten sonra Fetret döneminde yaşananlar, Bedreddin ve yoldaşlarının haklı mücadelesi akıcı bir dille anlatılmış. Çok beğendim. Keşke bütün insanlar, Bedreddin gibi mazlumun yanında, eşitlikçi, paylaşımcı, haksızlığa başkaldıran ve en önemlisi "kaderine boyun eğmeyen" yapıda olabilselerdi...
Bu kitap üzerime çok fazla bir şey yazmaya gerek yok çünkü her yeri ayrı bir güzel, kurgu, romanın amacı ve niteliği... Bedreddin'i anlamak istiyorsanız kesinlikle ama kesinlikle okuyun bence kensine sosyalistim diyen herkesin okuması gereken bir başyapıt. Bu kadar az okunması ve bilinmemesi beni oldukça şaşırttı. Radi Fiş SSCB'nin önde gelen yazarlarından. Bedreddin'in felsefesini ve ilkel komünizm uygulamasını anlamak istiyorsanız okuyun pkuyun okuyun. Bedreddin'in dediği gibi: Ay ve güneş herkesin lambasıdır, hava herkesin havasıdır, su herkesin suyudur. Ekmek neden herkesin ekmeği değildir?
Çok teferruatı yüksek bir kitap ve bu süreçte zihinsel olarak odak sorunu yaşadım bu sebepten ötürü yarım bırakmak durumdan kaldım. Daha geniş ve yalnız bir zamanda okumayı düşünüyorum. :)
baskı,zulüm karşısında sessizliği erdem zanneden insanlar Bedreddin'in görüşlerine kulak vermeliler.Radi fiş çok duru bir anlatımla bedreddin dönemi olaylarını çok iyi bir araştırmayla yansıtmayı başarmış.Şeyh Bedreddinin görüşleri günümüzü bile aşan evrensel görüşlerdir.
14. Yüzyılda yaşamış olan şeyh Bedreddin in yaşamını düşüncelerini ( maalesef çok az), mucadelerini anlatan Radi Fiş in yazdığı kitap. Belkide tarihteki ilk sosyalist ayaklanmayı gerçekleştiren ve bunun bedelini kendi canı ve binlerce yoldaşının canı ile çok ağır bir şekilde ödeyen bedreddin in ve yoldaşlarının mücadelesi çok iyi bir dille anlatılmış. Selam olsun börklüce Mustafa ya!
Radi Fiş’in Ben de Halimce Bedreddinem adlı kitabı, Şeyh Bedreddin’i tarih kitaplarında geçen kuru bir isim olarak değil, yaşadığı çağın içinde düşünen, sorgulayan ve bedel ödeyen bir insan olarak anlatan bir romandır.
Kitap, Osmanlı’nın Fetret Devri sonrasındaki karışık ve adaletsiz ortamını merkeze alır. Devlet yeniden yapılanırken halk yoksullaşmış, toprak düzeni bozulmuş, ağır vergiler altında ezilen köylülerin sesi duyulmaz hâle gelmiştir.
Şeyh Bedreddin, bu ortamda sadece bir din âlimi olarak değil, adalet ve eşitlik fikrini savunan bir düşünür olarak ortaya çıkar. Kitap, onun medrese kökeninden saraya yakın çevrelere, oradan da halkın içine doğru ilerleyen yolculuğunu anlatır. Bedreddin’in fikirleri zamanla sadece teorik düşünceler olmaktan çıkar ve toplumsal bir başkaldırıya dönüşür. Radi Fiş, bu süreci bir kahramanlık destanı gibi sunmaz; olayları nedenleriyle, toplumsal koşullarıyla birlikte ele alır.
Eserde Bedreddin’in savunduğu düşünceler açık biçimde yer alır. Mülkiyetin sorgulanması, dinin iktidarın aracı hâline gelmesine karşı çıkış, farklı inanç ve toplulukların eşitliği ve adalet arayışı kitabın temel eksenini oluşturur. Bu fikirler bugünün diliyle yüceltilmez ya da mahkûm edilmez; ait oldukları tarihsel bağlam içinde anlatılır. Bu yönüyle kitap, propaganda metni olmaktan çok düşünsel bir tarih romanı niteliği taşır.
Radi Fiş’in dili sade ve doğrudandır. Ne akademik bir tarih kitabı gibi soğuktur ne de abartılı, süslü bir roman anlatımına sahiptir. Yer yer tarihsel belgelere yaklaşan bir ton, yer yer halkın iç dünyasını yansıtan anlatımlar görülür. Bu geçişler, kitabın gerçeklik duygusunu güçlendirir. Kitap boyunca okuyucuya net cevaplar sunulmaz.
Şeyh Bedreddin’in haklı mı olduğu, yoksa zamanının çok ilerisinde bir düşünür mü olduğu sorusu açık
Sovyet yazar.1924 yılında Leningrad'da doğdu. Moskova Şarkiyat Enstitüsünün Türkçe Bölümünde okudu. Orhan Kemal, Melih Cevdet Anday ve Sabahattin Ali'nin şiirlerini rusçaya çevirdi. Nazım Hikmet'le yakın dost olan Radi Fiş, Nazımın Çilesi, Ben de Kendi Halimce Bedrettinem, Bir Anadolu Hümanisti Mevlana isimli eserleri vardır. İkinci mesleği gemiciliktir.