Yıldızlar suyun yüzünde öyle ışıldıyorlardı ki, onları oradan kova kova alıp kıyıya dökmek geliyordu içimden. Yıldızlar, kıvrım kıvrım akan dere ile beraber de akıyor, dipteki taşları aydınlatıp parlatıyorlardı. Akıntısız, durgun olan yerlerde ise, göklerdeki kadar derin ve parlaktılar. Bozkırdaki bu kaynağın sularına baktıkça, onu insan ruhunun aydınlamdığı, sonsuz hayallere daldığı, bütün evreni içine alıp yansıttığı zamanlardaki haline benzettim.
Kuşku yok ki her insanın ruhu güzelliklere susar ve besbelli ki onun yapısı böyledir. Ama çok defa, susadığı bu güzelliği korumaz, hatta bazen farkına bile varmaz.