Dirmit şaşkın şaşkın dolanıp gezerken bulutlardan sözcük yağdı. Musluklardan sözcük aktı. Akan sözcük, yağan sözcük, bakan sözcük, susup oturan sözcük, ağız üstü divana kapaklanan sözcük Dirmit’in kafasının içinde bir toplu kargaşaya döndü. Ama bir türlü şiire dönüşmedi.
Dirmit o günden sonra hep sözcüklerden bir yorgana sarıldı. Sözcüklerden bir yatağın üstünde uyudu. Sözcüklerden yapılma bir sandalyenin üzerinde oturdu. Atiye günleri sayılı binlerce sözcük oldu. Huvat sözcük dolu şişelere baktı. Nuğber sözcük bekledi. Zekiye sözcük ağaldı. Seyit bembeyaz takma sözcükten dişleriyle güldü. Mahmut dilini dişlerinin ardına dayayıp sözcük çaldı. Halit sözcükleri duvara vur
Dirmit ellerini kaldırıp kamyonların önüne geçti. Köye gelen çerçiye, çadır açan Çingene’ye “komünist ne?” Diye sordu. Atiye oklavayı çekip Dirmit’in peşine düştü. Bir ağılın başına kadar kovaladı; bir taşladı. Yalvarmayla ağlamayla kızını bu meraktan kurtaramayacağını anlayınca “Aha komünist, geberesice” diye ona bulutları yara yara geçen bir uçağı gösterdi. Dirmit annesine inandı, komünisti uçak sandı.