O kadar genç, o kadar tecrübesiz, o kadar iyimserdim ki, tarihin, gönlümüze göre akacağına inanıyordum. Elbette olmadı, elbette duvara tosladım. Çünkü tarihin vicdanı yoktu. Çünkü tarih insanları düşünmezdi. Ne insanları, ne aşklarını ne de hayatlarını. Biz ona yön vermeye çabalasak da o kendi kafasına göre akmayı sürdürürdü. Ülkeler parçalanmış, milletler yok olmuş, şehirler yağmalanmış, insanlar katledilmiş hiç umurunda olmazdı !
"Bütün aşklar imkansızdır Şehsuvar," diye karşılık vermiştin. "İmkansızlık olmazsa aşk söner. Ve hepsinden muhimi, aşk bir ticaret değildir benim yakışıklı aptalım. Aşk neticeyle alakadar olmaz bugüne bakar, sadece bugüne, hatta şu ana... Ateş yandığı sürece vardır, o tutku sönmediği sürece..."