Ben inanma arzusuyla cezalandırılmışım fakat nasıl inanacağım kime inanacağım inandığımı kaç defa kaybedip kaç kez yeniden bulacağım esas soru budur Şevket senin kafan rahat senin böyle dertlerin yok yaşamak senin üstüne saldırmıyor ben kendi varlığımı her gün sırtımda ziftten bir haç gibi gittiğim her yere taşıyorum ben her şeyi bir tür ağırlık gibi yaşıyorum ben birini ya da bir şeyi ancak devasa bir yük gibi anlıyorum bir kalksam ayağa bir dikilsem bir doğrulsam bir kendime gelsem kendim denen şey neresidir onu bir bilsem işte o zaman ben de muhakkak ki dik durup dünyaya doğru esneyeceğim genişleyeceğim hafifleyeceğim.
Toprağı bol olsun ama ben bıktım, sıkıldım, bunaldım Altan Ağabey. Her devirde aklı olanın, fikrini kiralamayı reddedenin suçlanmasından, haksız çıkarılmasından, iğdiş edilmesinden, azarlanıp paylanmasından bıktım. Bu toprak okuyanını, düşünenini, münevverini, aydınını, entelektüelini, entelini hiçbir zaman sahiplenmedi. Onu hep küçümsedi. Onu hep zaman dışı, gerçek dışı buldu.