Bir bebeğin mamasına azar azar bakır katarsanız, kemiklerin gelişmesi durur ve çocuk cüce kalır. Aynı şekilde bir insanı altınla zehirlerseniz, o adamın da ruhu küçülür, solar, renksizleşir, on paralık lastik top gibi olur…
Bunlar insan değiller ki. İnsanları sağırlaştırmak için kafasına inen çekiçlerdir. Birer alet. Daha kullanışlı hale gelmemiz için bize biçim vermeye yarayan aletler. Kendileri de, bizi idare eden ele göre yapılmışlardır. Kendilerine buyurulan her işi yapabilirler. Düşünmeden, neye yaradığını sormadan.
Tanrı’ya inanmamanız gücüme gidiyor, burukluk veriyor bana. Neyse bunun çaresi yok. Yalnız görüyorum ki iyi insanlarsınız, evet, iyi insanlar! Ve halk uğruna kendinizi zor bir yaşantıya adamışsınız, evet, acılı bir yaşantıya, gerçek uğruna. Sizin gerçeğinizi ben de anlamış bulunuyorum: Güçlü zenginler var oldukça, halkın hiçbir şeyi olmayacak, ne adalet, ne mutluluk, hiçbir şey!
Boğazımızı sıkanlara, gözlerimizi kapatanlara göstermeliyiz ki, biz her şeyi görüyoruz, ne aptalız, ne de hayvan; yalnızca yemek değil, yaşamak da istiyoruz, yaşama layık yaratıklar olarak yaşamak!