... bildikleri elli tane söz vardır... konuşmaya konuşmaya onları da unuturlar... Bu çocuk el kadar uşakken üstesinden geldi bütün bunların. Dağa, yalnızlığa, tek yaşamanın büyüsüne alıştı. Göz korkutur bu oğlan. Bizim bilmediğimiz, bizim sezmediğimiz şeyleri bilirmiş gibi gelir bana, sezer gibi gelir bana. İnsanın yüreğini ürpertir. Ne duyar, ne düşünür; aklından geçenleri, yüreğinden geçenleri kimse bilmez. Bu kadar susan insandan korkarım ben. Bu kadar susan insandan korkmalı derim. Bana kalırsa dönme oğul, dönme!
Kuzeye çıkarsan karıncalar ülkesiyle karşılaşırsın. Karıncaların gelişkin bir türüdür bu. Köpek büyüklüğündedirler. Ancak çalışarak var olabilen, kendini sevmeyen, ama kendini ancak işinde sevebilen yaratıklardır. Küçücük, dar bir dünyaları vardır. Kendilerine dokunulmasından hiç hoşlanmazlar. Sürüler halinde gidip gelirlerse de, birbiriyle tanışmaz bile. Ezik, mutsuz, karamsardırlar. Yoğun bir umutsuzluk ve öfke barındırırlar içlerinde. İnsanları hiç sevmezler. Kuzeye çıktığın anda seni parçalayıp yiyeceklerdir.