"Sanki iki kez uyanık kalmak gibi bir şeydi." Onun bu sözü üzerine, zindandayken onlar için en dayanılmaz olan şeyin kafalarının berraklığı olduğunu düşünmüştüm.
Albay Aponte, son bir gerekçe olarak bıçakları göstermişti ona.
"Artık ellerinde kimseyi öldürecek bir şey kalmadı," demişti.
"Sorun o değil ki," demişti Clotilde Armenta da. "O zavallı çocukları üstlerine çöken o korkunç yükten kurtarmak gerek."
"Kafalarındaki saplantıya öyle bir dalmışlardı ki," demişti bana Clotilde Armenta, "lambanın gazını bile içseler üzerlerindeki baskıdan kurtulacak durumda değillerdi."