mesel, teatral uygulamanın can alıcı noktasıdır. Çünkü insanlar arasında geçenlerin tartışılabilir, eleştirilebilir ve değiştirilebilir olanlarının tümü oradadır.
Şey, kendi kaynaklarını ve doğuşunun sırrını (a.b.ç.) saklayarak, yani insanlar arası birtakım ilişkiler içinde, insanlar tarafından yaratılmış olduğunu maskeleyerek, insanı kendi haline getirmektedir.
Yani, "olma"nın biricik ve temel koşulu, üretim, mübadele, ve tüketim süreci içinde aktif olarak yer almaktır, işbölümü ve meta üretimiyle tanımlanan toplumumuzda insan, emeğiyle yer almaktadır. "Emek hem ferdi, hem sosyaldir; hem kısmî, hem tümdür; hem farklılaşmış, hem bütünseldir; hem niceliksel, hem nitelikseldir; hem basit, hem karmaşıktır; hem üretici, hem üretmek içindir; hem gayrimütecanis (homojen-bağdaşık değildir), hem mütecanistir (bağdaşıktır). Emek emek olmayanla (avarelik, boş zaman) çatışmaya girer (...) emekten, bir form doğar; bu kol emeğinin büründüğü (alındığı) formdur, yani (metadır)."
Çünkü, seyircinin tükenmesi, yani zihinsel faaliyetten yoksun bırakılarak her türlü eleştiriden uzaklaşması, "gerçeklik etkisi"nden doğmamakta, gerçeklik etkisinin aracılığıyla noktalanmaktadır.