Kitapta hayatın anlamı,"normal" olana uymamak, bilinçli yaşamak gibi temalar Veronika ve diğer insanların yaşamları üzerinden ele alınıyor. Aslında kitaptaki karakterlerin hepsinin ortak noktası istedikleri,kendi kararları ile alınmış bir hayatı yaşayamamaları. Veronika gelene kadar herkesin aslında keyfi yerinde. Istediklerini yapıyorlar, söylüyorlar çünkü akıl hastanesindeyseniz dışarıda "normal" sayılmayan şeylerin bir önemi yoktur sonuçta delisiniz. Kabaca " delidir ne yapsa yeridir" . Beni kitapta etkileyen kısımlar Veronika'nın ailesinin kendisine karşı gösterdiği sevgiye karşın onları üzecek şeyler yapmamak için hayatını kısıtlaması, diğer taraftan benzer şekilde Eduard . Bunlar aslında bize gündelik hayatımızda gördüğümüz ( kendimiz dahil) insanları hatırlatmıyor mu? Birçoğumuz( ya da hepimiz) başkaları üzülmesin, kırılmasın diye isteklerimizi bastırmıyor muyuz? Kaç kere, hayatta belki de bir daha hiçbir zaman göremeyeceğimiz insanların düşüncelerine,"ne derler" diye endişelenip kendimiz olamıyoruz?
Bu kitap belki birden hayatımızı değiştirmeyebilir fakat değişimin küçük adımlarla başladığını göz önüne alırsak bu kitap o ilk adım olabilir.