Kayaların yapısını incelemek için başka bir gezegene araçlar gönderebilecek kapasitede olan bu şizofren insanlık, milyonlarca insanın açlık nedeniyle ölmesinden fütursuzca bahsedebiliyor. Mars’a gitmek, komşuya gitmekten daha kolay görünüyor. Kimse kendi görevini yerine getirmiyor. Hükümetler de. Çünkü bilmiyorlar ya da yapamıyorlar veya istemiyorlar. Ya da dünyaya gerçekten hükmedenler onlara izin vermiyorlar. Demiş Jose Saramago 1998 yılında ödülünü aldıktan sonraki konuşmasında….
.
.
.
Herkese aniden bulaşan bir salgın hastalık olan körlük farklı bir şekilde her yer karanlık olarak değil süt beyazı olarak kendini gösteriyor. Olay nerede geçiyor bilinmiyor ama sanki her şey çok tanıdık. Kişiler isimler ile değil meslekleri ya da kişisel özellikleri ile geçiyor aslında akılda daha çok kalıyor. Kitabı okurken sistem eleştirisine sıkça rastlıyorsunuz ama bunu yazar hiç rahatsız etmeden yapıyor. Kitabı okurken her satırda gözlerinizin gördüğüne şükür ediyorsunuz.
Apokaliptik durumda bile insanların açlıktan ve cinsellikten vazgeçemedikleri sıkça vurgulanmış. Kitabı okurken sürekli burnuma pis kokular gelmedi de değil hani