Onun gözyaşları, hislerinden çok durumunun neden olduğu derin bir acının yarattığı, sargıdan ağır ağır, dur durak bilmeden sızan kan gibi gözyaşlarıydı.
Bu yüzü her görüşünden sonra üzerinde yarattığı etkiye inanamıyor ve yeniden görmek zorunda hissediyordu kendini.
Yüz, onu aynı anda hem sarmalıyor hem de dışlıyordu; düşte görülen birisi gibi hem kıpırdamadan duruyor hem de durmadan uzaklaşıyordu.