Kendilerine pek güvenen taliplerin içlerini okuyordu.
Kendini beğenmişliklerini, buyurganlıklarını, sadaka verir hallerini, aptallıklarını görürdü.
Bu yüzden, doğanın milyonlarca yıldır kadını evrimleştirerek engellemeye çalıştığı o kadere mahkûm görünüyordu: Kız kuruluğuna.
Kalbinde bir bilgisayarla doğmuştu adeta. Kalp dedim; çünkü ölçtüğü değerler zihninden çok oraya aitti. İçi boş bir iddiayı, sahte bilgiçliği, önyargılı bir hükmü hemen sezerdi.
... şu kalp, bildim bileli
Nice sevilmiş de olmamıştır tutsak;
Ama bir şey yakar derinliklerini
Çok tuhaf, çok huzursuz, çok mutlak.
MATTHEW ARNOLD, “Veda”