Deniz ekmek kapısı, deniz hayat, deniz sevgili, deniz zalim, deniz suskun, deniz sevecen, deniz öfkeli. Bazen acından öldürür balık çayı, bazen de verdikçe verir. Deniz her olta sallayana, her ağ atana teslim etmez kendini.

Bereketini de kaynağıdır, belanın da. Herkesin gördüğü mavilik, denizin devasa bedenini saklayan tenidir; esen yelle başlayan kapırtılar ise uykudan uyanışıdır deryanın.
Denizciler suyun, yelin, bulutun, şimşeğin dalganın çok güçlü, insanınsa aşırı derecede aciz olduğunu bilerek yaşadıkları için doğaya karşı kent insanlarından daha saygılıdırlar.
O kazanın olduğu fırtınalı günü düşünmemek, unutmak, oğluna ihanet etmek gibi geliyordu ona. Bu yüzden her akşam yastığa başını koyduğunda olayı en acı verici ayrıntısına kadar yeniden yaşıyor, tırnaklarıyla yarayı tekrar tekrar kanatıyordu. Yaşamak ayıpmış gibi geliyordu olduğundan sonra. Pişmanlık ilk günkü kadar tazeydi. Eğer en büyük günah olduğunu bilmese , kendini de boğardı o azgın sularda .