Her şeyin geçeceğini bilmek için onun yaşına gelmek lazımdı. Hem, her şey geçer ama, saçlarının rengini siler, gözlerinin alevini kapar ve derinin üstüne kara kalemle bir sürü çirkin çizgiler çizer.
Çünkü bu kelebek tutulduğu anda bütün lezzetler kaybolur, bütün vehimler silinir ve dünyevi tatların rengarenk bulutları arasında korkunç bir şey görünür: Boşluk. Derin bir can sıkıntısı ruhu kaplar. Can sıkıntısı, asrın hastalığı.
Ölüm bir eve girince sağ kalanları da biraz öldürüyor. Bu sukût ondandır. Her başın içinde bir ölüm. Kimse konuşmaz, hızlı yürünmez, bardak masanın üstüne yavaş konur, nefes alırken bile ses çıkarmamaya çalışılır. Sağların ölüye bu benzeyişleri insanlarda bir müsavi olmak ihtirası bulunduğunu gösterir. Bir nevi adalet.