Kusurluluk şemanızı tetikleyen partnerlere karşı yoğun bir çekim hissedersiniz . Bunun en şaşırtıcı kısmı ise size iyi davranan insanlarla birlikte olduğunuzda onlardan sıkılmaya başlarsınız. Bu tam bir çelişkidir: çok sevilmek istersiniz ama eşiniz ne kadar çok sevgi verirse ondan o kadar az etkilendiğinizi hissedersiniz.
Samimi ve içten olamamak bu şemanın yaygın örüntüsüdür. Sadece kendi sahte kendiliğinizin sevilmeye değer olduğuna inanırsınız. Gerçek kendiliğinizi saklayarak, eşinizin hiçbir zaman gerçek sizi sevmediğine inanırsınız. Kendinizi
açmayarak, gerçekliğinizin sevilmez algısını pekiştirirsiniz. Sizin için en büyük korku açığa çıkmaktır; yani en sonunda eşinizin sizin altta yatan kusurlu yanınızı görmesidir.
Kitabı okurken dikkatimi çeken cümlelerden biri bu oldu çünkü geçmişteki anıyı bizim için katlanılmaz yapan o “an” da boşaltılmayan enerji veya o anıya yüklediğimiz duygu olabilmektedir. Geçmişi fazla düşünmeye başladığımızda beynimizde canlanan sadece anılar değildir, duygularda canlanır. Ancak bugünkü “ben” geçmişteki “ben” den daha farklı bir yapıda ve duyguda olduğunu ve farklı anılara yer açabileceğini farkına vardığında “çaresiz hissetmeyi” değiştirmeye başlayabilir. Bu süreç her zaman kolay değildir; bazen bir desteğe duygusal kapasitesi yüksek bir eşe/dosta gerektiğinde psikoloğa/psikiyatriste ihtiyaç duyabilirsiniz.