Ay Işığı

İlim bir avdır, yazmak da onu yakalamaktır.
Reklam
Allah Resulü (s.a.v.) "dünya müminin zindanı kafirin cennetidir" buyurmadı mı? Celladına aşık olan mahkum gibi zindanımıza bu bağlılık neden? Hani bülbülü altın kafese de koysalar "ille de vatanım!" derdi? Niçin biz kafesimize övgüler diziyoruz da asıl evimizi yani babamız Âdem ile anamız Havva'nın çıkarıldığı asıl vatanımızı istemiyoruz?
İşe gidenlere "Allah işini rast getirsin", derdik, şimdi "bol kazançlar!" der olduk Şaşırdığımızda "subhanallah" derdik şimdi "vaaaavvv" der olduk Sevindiğimizde "elhamdülillah" derdik şimdi "olleeeyyy" der olduk Başımıza bir musibet geldiğinde "Allah'ın dediği olur!", "inna lillâhi ve innâ ileyhi râciûn derdik" derdik şimdi "hay aksi!, bu da nereden çıktı!", "bittim!", "mahvoldum!" der olduk Bize iyilik yapana "Allah razı olsun", "Allah ne muradın varsa versin!" diye dua ederdik, şimdi "sağol!" diyoruz ... Sözlerimizden "Allah" sözcüğünün çekilmesi, artık mümince düşünmediğimizi, hayata Müslümanca değil seküler bir mantıkla baktığımızı ele veriyor, bir zaman sonra hayatımızdan da bereketin kaybolmasına yol açtı. Şimdilerde mutluluğu "Allah'tan başka şeylerde" arar olduk, ama beyhude! Ne diyelim? "Allah sonumuzu hayretsin!"
Bilesin ki, özel ve münferid bir olay üzerine nâzil olmuş olan her sûre, hatta her âyet onları okuyan kişiye o konuda tam bir fayda verir. Mesela nefs tezkiyesi (nefsi kötü huylardan arındırma) konusunda inmiş olan bir âyetin okunmasının, nefs tezkiyesinde büyük bir tesiri vardır. Diğerleri de bu şekildedir.