Ay Işığı

"Mısralar sanıldığı gibi duyguların değil, yaşamış olmanın verimidir. Bir mısra yazabilmek için insan, birçok şehir görmeli; insanları, nesneleri fark etmeli; hayvanları tanımalı; kurşların nasıl uçtuğunu hissetmeli; çiçeklerin açarken nasıl titreştiğini bilmeli... Keşfedilmemiş güzergahları, şaşırtan rastlantılar ve yaklaşmakta olduğunu sezdiği ayrılıklar üzerine düşünebilmeli... Hala tam anlaşılmamış çocukluk günlerini; sevindirici bir şey söylediklerinde anlamayıp kırdığımız anne-babaları; tuhaf çocukluk hastalıklarını; sessiz ve kapanık odalarda geçen günleri; deniz kıyısındaki sabahları; denizi, denizleri; yukarılarda çağıldayan, yıldızlarla uçuşan yolculuk gecelerini düşünebilmeli... Hem sonra ölenlerin yanında bulunmalı, odalarda ölülerin başucunda oturmuş olmalı... Anılar ancak içimizde kan, bizde bakış ve davranış oldukları, isimsizleştikleri, artık bizden ayırt edlmedikleri zaman, işte ancak o zaman, umulmadık bir vakitte bir mısraın ilk kelimesi anıların arasından çıkabilir." M. Rilke.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Musibet yaşamamış insanlar üzerindeki mühim kabiliyetleri açığa çıkaramadıkları için depresif bir hal içerisindedirler. Zira inkişaf etmeyen yetenekler insana musibetlerden daha çok azap verir.
İnsan bir şey ihtiyaç duyduğunda veya bir tehlikeden ürkmeye başladığında onun gizli yetenekleri, istidatların, potansiyelleri ortaya çıkmaya başlar. Bir şeyi elde ettiğinde değil, onları kaybettiğinde, onlara muhtaç durumuna düştüğünde gerçekleşir bu hal. Cenabı Hakk'ın insanı türlü ihtiyaçları müptela kılmasının ve çeşitli korkulara muhatap yaratmasının bir hikmeti de bu olsa gerektir. O tehlikenin geçmesi her ne kadar bir nimet gibi görünse de eğitim sürecinin de sona erdiğinin işaretidir.
İstidatların ortaya çıkma ve olgunlaşma vesilelerinden olan musibetler, istidatların yeşermek için ihtiyaç duyduğu manevi yağmurları. Görünüşte hoşa gitmeyen bu olaylar, fıtratta açığa çıkmamış özellikleri bulur, büyük dönüşümlere sebebiyet vererek onları ortaya çıkarır. Sahabe Efendilerimiz zamanındaki imtihanlar onların istidatlarını ortaya çıkarmış, onlar bu musibetlerin şevki ile yeryüzünün yarısına tohum gibi serpilmişlerdir.
Dünya bilim tarihi açısından sibernetiğin ilk adımlarını atan; ilk robotu yapıp çalıştıran ve Leonardo Da Vinci'ye ilham kaynağı olan Şırnaklı âlim Ebû'l İz El Cezeri şunu söyler: "Uygulamaya dönüştürülmeyen her teknik ilim, doğru ile yanlış arasındaki bir yerdedir."