Kendi yolunuzu çizin, ara sokaklara sapın ve sizi yolda alıkoyacak yüklerinizden kurtulun. Gölgesinde nefesleneceğiniz bir ulu çınar, bir yönder, bir bilge bulun. Birbirinize yaptığınız iyi şeylerin ve güzelliklerin mayalarını paylaşın, emanetler alın ve emanetler verin. Ezilmemiş otlarla örtülü yeşil bayırlara tırmanın. Yokuşlardna içinde bulutlar olan cam misketler yuvarlayın, göğe kuşlar gibi çırpınan şiirler salın. Taşları kaldırıp altlarına bakın, olur da başkası ardımdan yürür diye yerin altında gömülü olan zalim zihniyetli mayınları temizleyin. Mısır, pancar ve pamuk tarlalarında başıboş dolaşın. Karşılaştığınız ıssız kulubelerin kapılarını tıklatın, hikmet ehli ihtiyarlarla tanışın. Sükutu sevin ve yüceltin. Sol yanınızda hiç durmadan atıp duran ve sesini size duyurmaya çalışan o ritmi dinleyin.
Eğitim sadece öğretmenlerin işi değil, toplumun tamamının görevi...
Mahallenin kasabından eczacısına, polisinden postacısına, müzisyeninden tamircisine, tüm gün arabasını cilalayan memur emeklisi Bilal Amcasından yazın bile yün bereler örmeyü bırakmayan Çimen teyzesine kadar, herkesin....
Lotusu açması için zorlamak, ölmesine neden olur. Kimi bir üflemede dağılacak olan gelincik ile karahindiba kadar narindir. Kimi çörekotu gibi şaşalı törenleri sevmez, mutavazıdır, usulca açar. Kimi gök sarmaşığı gibi istilacıdır. Bıraksanız kollarıyla Aya kadar uzanır. Kimi böğürtlen gibidir, kim dokunsa izini bırakır, kendini kolay kolay unutturmaz. Kimi ada çayı gibi dört bir yana şifa dağıtır, kimi üzerliktir mucizeleriyle anılır. Kimiyse sadece kafasını okşadığınızda koku veren fesleğene benzer.
Bazı öğrencilerin üzerinde öyle hoş bir etki bırakırsınız ki göçene dek dünyaya salındıklarına şükrederler. Şarkılar söyleyerek dağların eteklerini tırmandığınız, bulutların arasında sakalananları keşfettiğiniz, zorlu denizleri aştığınız ve onlarla birlikte yıldız isimleri ezberlediğiniz için size minnettardırlar. Ancak eğer iyi bir bahçıvan değilseniz, birkaç aya kalmadan çürümüş yapraklardan oluşan bir çiçek mezarlığınız olur.