ÖZNUR YILDIRIM

ÖZNUR YILDIRIM
‘Medeniyet’ ve ‘ Uygarlık’ Kelime Kökenleri
19. yüzyılın yönü batıya yönelik Osmanlı aydınları, Batı yazında henüz yeni olan uygarlık kavramlarının türetilmiş olduğu Latince civilis sıfatını dikkate almadılar. Bu Latince sıfattan bir kavram türetmek yerine Batı dillerinde uygarlık kavramının Türkçede karşılığı olacak bir kavram türetmek arayışı içine girdiler. Medeniyet kavramının dilimize girişi bu arayışın sonucudur. Zira medeniyet kavramı Arapçada kent anlamına gelen Medine ile aynı köke yani m.d.n köküne sahiptir. Dolayısıyla medeniyet ile İngilizcedeki civilization’ın veya İtalyanca veya Fransızcada aynı anlamdaki kavramların ortak esin kaynakları ya da kastettikleri ‘Kent ya da kent ile ilgili olan’ dır. Türkçedeki diğer kavram yani uygarlık Türkçeyi Arap-Fars etkisinden kurtarmak ideolojisine sahip olan Cumhuriyet’in milliyetçi aydınlarının arayışının sonucudur. Medeniyet kavramının yerini tutacak Öz türkçe bir sözcük bulmak isteyen bu aydınların arayışı, onları, ilk uygar Türk devleti olarak kabul edilen Uygurlara götürdü. Böylece uygarlık kavramı da dilimize kazandırılmış oldu. Başka bir ifadeyle uygarlık kavramı Uygur‘dan türetildi ve böylece uygarlık kavramı barbarlık karşıtı bir kavram olarak bizim dilimizde de kullanılmaya başlandı.
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
‘Barbar’ Kelime Kökeni
Barbar sözcüğü, Eski Çağ’ın mirası olarak günümüze kadar ulaşmış sözcüklerden biridir. fakat bu sözcük Hititlere değil eski Yunanlara aittir. Eski Yunanlar barbar sözcüğünü ilkin Yunanca konuşmayan ya da anlamadıkları bir dili konuşan halkları tanımlamak için kullandılar. Fakat onlar bu sözcüğü zamanla Yunanca konuşan Aitolialılar için de kullanmaya başladılar. Böylece barbar sözcüğü yalnızca dili bilinmeyen, anlaşılmayan halklar ya da kavimler için kullanılan bir sözcük olmaktan çıktı ve belli bir sosyoekonomik, kültürel düzeyde olmayan, yaşamlarını kabilsel tarzda devam ettiren, istilacı, yağmacı halklar ya da topluluklar için kullanılan bir kavram oldu.
Sayfa 22 - Bilge·Kitabı okudu
Alıntı
Anadolunun Bilinen İlk Halkları
Kızılırmak havzasında kabilsel bir yaşam süren Hattiler, Anadolu’nun adını bildiğimiz ilk üç halkından biriydi. Diğer ikisinden ilki Hattilerin kuzey komşuları Palalar, ikincisi güneydoğu komşusu olan Hurrilerdi. Her iki halk da Hattilerle birlikte Anadolu’nun İÖ 3. binyıl halkları olarak tarihe mal oldu.
Sayfa 18 - Bilge·Kitabı okudu
Alıntı
Sümer keşfi olan yazı ilkin hiyeroglif denilen bir resim yazısıydı. Sümer hiyeroglif yazısı daha sonra geliştirilerek günümüzde şekli çiviye benzetildiği için çivi yazısı olarak adlandırılan yazı yaratıldı. Mısırlılar ise hiyeroglif yazıyı tüm tarihleri boyunca kullanmaya devam ettiler.
Sayfa 17 - Bilge·Kitabı okudu
Alıntı
‘Anadolu’ Kelime Kökeni
Anadolu adı Yunanca da doğu anlamına gelen anatole sözcüğünün Türkçeye geçmiş biçimidir. Anatole sözcüğünün tam olarak hangi tarihte ya da yüzyılda bir bölge ya da ülke ismi olarak kullanıldığı belli değildir. Fakat Ortaçağ’da Doğu Roma İmparatorluğu’nun Thema Anatolikon adlı eyaletlerinin kurulmasıyla birlikte coğrafik anlam kazanmaya başladığı, zamanla Anatolikon’dan Anatolia(Anadolu) adlı bir coğrafik bölge adı üretildiği düşünülebilir. Kimi tarihçilere göre Anadolu, zamanla Trakya dışında bugünkü Türkiye’nin tamamını, Suriye’yi, Mezopotamya’yı ve Mısır’ı da içine alan çok geniş bir coğrafyayı kasteder oldu. Osmanlılar döneminde ise Anadolu, küçük Asya’nın doğu sınırı ile takriben Fırat Irmağı arasında kalan bölgenin adıydı.
Sayfa 13 - Bilge·Kitabı okudu
Alıntı