ÖZNUR YILDIRIM

ÖZNUR YILDIRIM
Babil Kütüphanesi
Öyküde yer alan kütüphane 22 harften, boşluktan, noktadan ve virgülden oluşan 25 karakterli tüm kombinasyonları içerecek aynı düzene sahip altıgen koridorlarda muhafaza edilmektedir. Okuduğunuz ilk andan itibaren Babil kütüphanesi tasvirinin evrenin bahsi olduğunu keşfediyorsunuz. ‘Koskoca kütüphanenin tamamında birbirinin aynısı iki kitap yoktur.’ Ayrıca da tahmin edersiniz ki, oluşabilecek tüm kelimeler anlamlı ve anlamsız olmak durumundadır. Tıpkı birbirinin aynısı iki hayat bulamayacağınız gibi. Ve tıpkı başımıza gelen her olay veya durumda mana aramamamız gerektiği gibi. Jonathan Basil’in Borges’ten etkilenip sanal bir Babil kütüphanesi yaratması edebiyatı uçsuz bucaksız kimliğiyle yaşatan bir başka unsurdur. 2015 yılında oluşturulan bu sitede; 29 sembol ile oluşturduğu bu külliyat 29^3200 dizilim bulunur. Beni düpedüz heyecanlandıran nokta ise tüm geçmiş ve gelecekte kullanılan kelimeleri içeriyor olmasıdır. Yüzlerce yıl öncesinden sevgilinize yazdığınız bir mektubun parçalara bölünmüş olsa dahi bu sanal kütüphanede farklı satır ve sayfalarda ikametidir. Şunu da belirtmek gerekir. Kütüphane kataloğunda rastgele seçtiğiniz bir salon, kitaplık ve kitabın sayfaları o an üretilmektedir. Haliyle bu kadar çok kelime havuzunun depolanması pek mümkün olmamasından kaynaklanmaktadır. Ficciones
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Dairesel Harabeler
Ficciones Harabe bir tapınakta uykuya dalıp rüyasında göreceği adamı yaratma gayesini taşıyan ihtiyar büyücü, heykel-tanrının yaratımıyla aylar hatta yıllar sonra damarlarına kadar ezberlediği bu yaratığı evladı gibi sahiplenme duygusunu içinde taşır. Kitapta Borges’in yazdığı gibi: Her baba, bir kafa karışıklığı veya mutluluk anında yarattığı veya yaratılmasına izin verdiği evlatlarıyla ilgilenirdi. Fakat oğlu diğer tüm canlı varlıklara ve kendisine göre insan olarak görülse de büyücünün kendisine ve ateşe olduğu gibi hayalet olarak görülebilecekti. Bir yandan evladının insan olmadığı farkındalığıyla yüzleşeceği anı düşünüp onun için üzülen büyücü, ölüm kendisine geldiğinde ateşin onu yakmadığını aksine sarıp sarmaladığını gören ihtiyar kendisinin de bir hayalet olduğunu anlar. Hikayenin sonlanmasıyla rüyayı gören kişinin kim veya kimler olduğu girdabı okuyucunun zihninde kıvrımlanmaya başlar. Gerçeklik bu hikayede Borges’in ellerinde bükülür ve inançtan ziyade mistik bir bilginin insanı kurtaracağına (Gnostisizm) dair bir anlayış sunulur. Ateş’in görmesi, bilmesi, hakimiyeti ile zihinde zerdüştlük bağlantıları olup olmadığına dair soru işaretleri bırakır. Kusursuz bir tanrı yerine demiurgos( kusurlu yaratıcı) konur. Kurtuluş ise bu kusurlu yaratıcıya ilişkin kişinin özünde gelişen gizemli bir bilgi ile mümkün hale gelir.
Duygu ve Düşünce
QUİJOTE’NİN YAZARI PİERRE MENARD
Ficciones Borges, 20. Yüzyıl Fransa’sından hayali bir sembolist şair: Pierre Menard’ı çıkarır ortaya. Menard’ın amacı 17.yüzyılın başlarında Cervantes’in kaleme aldığı Don Quijote’sini üç yüzyıl sonra harfi harfine yeniden yazma girişimine soyunmaktır. Nafileliktir çünkü eserin anlamı yalnızca kelimeler hasebiyle değil, yazıldığı zamana ve ortama göre yani aslolan okuruna göre farklı mana kapılarına sebebiyet vermesiyle oluşur.
Duygu ve Düşünce
Tlön, Uqbar, Orbis Tertius
Puan vermedi·176 syf.··
2026 3. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 00:00
Jorge Luis Borges, bu öyküde, zaman kavramının algılanışını düzenleyerek bir toplulukça aslında olmayan bir ülke (Uqbar) kurgulanması ve bu ülkenin izlerini ansiklopedilere taşınması sonucu bu yerleri bulmak için çeşitli yollar arayan insanların gerçeklik-kurgu arasındaki sınırsızlığı konu edinmiştir. Bir üstkurgu yaratımıdır. Öykü başlığındaki Orbis Tertius ise Tlön’ü yaratıp dünyamıza getiren ve kim oldukları bilinmeyen kişiler topluluğunun ismidir. Bu metni iyice anlamak için birbirine bağlı birkaç düşünürden bahsetmek yararlı olacaktır. ‘Algı tek gerçekliktir’ yaklaşımını öne süren Berkeley’e yapılan vurgudan önce John Locke’dan bahsetmek gerekir. John Locke’ a göre zihin tüm bilgi ve sağduyu malzemelerini ‘deneyimler’ aracılığıyla edinir. Tüm bilgiler deneyimlerden türeyerek meydana gelmiştir. Ve ‘bilgi sonunda kendi kendisinden türer’ der, Locke. Deneyimi ise Birincil ve ikincil niteliklerine göre ayırır. Birincil Nitelikler: Biz algılayalım ya da algılamayalım nesnenin kendiliğinden verdiği niteliklerdir. Örneğin bir binanın şekli ve boyu. İkincil Nitelikler: Bunlar nesnenin aslında yoktur. Tecrübe eden kişiye bağlıdır. Renk, tat, koku, sıcaklık, ses gibi ikincil özellikler nesneyi algılayan kişinin algısında vardır. Berkeley ise tüm bilgilerin deneyimler sonucu kazanıldığı konusunda Locke ile aynı fikirdeydi. Fakat birincil niteliklerin var olmadığını iddia ediyordu. Var olanlar sadece ikincil niteliklerdi. Tüm Bilgiler bireyin algısının ve tecrübelerinin bir fonksiyonudur, diyerek materyalizmden sıyrılmıştır. Nesnelerde belli derece bağımsızlık, uygunluk, süreklilik kabul etmiş. Bunu da Tanrı’nın istemesiyle açıklamıştır. Tanrı evrendeki nesnelerin bir tür devamlı algılayıcısıdır. ‘Tanrı sürekli algılayandır.’ Görüşlerini benimsemiştir. Borges, Berkeley’in
FiccionesJorge Luis Borges · Can Yayınları · 2024572 okunma
Paleolitik Çağ ve Kültürü
Paleolitik Çağ’da yaşam, bu çağın insanları ev yapmayı,hayvan, besin üretmeyi bilmediğinden, avcılık ve toplayıcılık yaparak, mağaraları mesken gibi kullanarak, sıcak, soğuk, kar, don, dolu, yağmur, rüzgâr, sel, çamur gibi doğanın zorlukları ve vahşi hayvan tehdidi dolayısıyla gerçekten çok zordu. Bu nedenle Amerikalı etnograf Lewis Henri Morgan, haklı olarak, Bizim Yontmataş Çağı da dediğimiz Eski Taş Çağı’ nı yani Paleolitik Çağı insanlığın “Vahşet Evresi” olarak tanımlamıştır. Morgan’a göre arkeologların Mezolitik dedikleri Ortataş Çağı ise insanlığın “Vahşet Evresinden Barbarlık Evresine Geçiş”çağıdır. Morgan’ın “Barbarlık Evresi” diye tanımlamış olduğu çağ ise bizim Cilalıtaş Çağı da dediğimiz Yenitaş Çağı yani Neolitik Çağ’dır.
Sayfa 38 - Bilge·Kitabı okudu
Tarih