Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 59 dk.
Sayfa Sayısı:
176
Basım Tarihi:
Aralık 2024
İlk Yayın Tarihi:
1944
Yayınevi:
Can Yayınları
Orijinal Adı:
Ficciones
ISBN:
9789750764691
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Ficciones (Kurgular)
Puan vermedi·176 syf.·
2025 12. kitabı
İnsan belleğinin ulaşamadığı Düşler ülkesine. Aklımın almayacağı parçalar kaldı bende… Jorge Luis Borges Kitabın arka kapağında “Kurgu dilini herkesten çok yeniledi” diyor J. M. Coetzee , Yazar kurgu dilini yenilemekle beraber, uyanıkken rüya görmek tabirine bu kitapla birlikte can veriyor. Jorge Luis Borges için şunu söylemekte fayda var eğer okuduğunuzda size hitap ettiğini düşünüyorsanız, çok nadide bir yazar keşfettiniz demektir. Bu hazine düşüncenizle devinim halinde oldukça daha çok değer kazanıyor. Ficciones Çatallanan yollar bahçesi (1941) ve Kandırmacalar(1944) Ana başlığının altındaki kısa öykülerden oluşuyor. Öyküleri boyutlar arası yolculuk yaptırıyor. Hayali ansiklopediler, varolmamış kitaplar, dini, ahlaki ve dedektif öyküleri olan kitabı anlamak için verdiğim çabayı, zorluklara girişmenin ağır bedeli gibi bir duvara çarpmış gibi hissediyorum. Metinlerindeki büyülü dünya, kelimeleriyle ördüğü düşünce duvarı üstüme geliyor. Boşlukta hissettiriyor, büyülü dünyayı ben yazarım diyerek tescilliyor. Öyküde ustalığın böylesini okumadım. Her öyküsünde başka bir yazara, başka bir kitaba yol alırken, düşü, düşüncenin içinde harmanlayarak dilbilimden, latin amerika tarihinden, dini gizlere, ortaçağ felsefesine birçok kavramı sağanak gibi yağdırıyor. Yazarla öz olan labirent ve ayna kavramlarını alameti farikası gibi kullanıyor. Babil kütüphanesinin derinliğine kapıldım. Kainata dokunuşu, kavrayışı, anlatımı mest ediyor. Yazar’ın özgün metinler ortaya koyması kurgusal kitap, yazar ve sanat dallarına olan kavramları kaleme alışıyla inceliyor. Borges okumanın zorluğunu, verdiklerini düşünce hiç dert etmiyorum. Okuyacak arkadaşlara giriş kitabı olarak Ficciones ‘i düşünmesinler. Güzelliğin zorluğunun keyfini
Düşünce
FiccionesJorge Luis Borges · Can Yayınları · 2024570 okunma
Genel Kitap Yorumu – Ficciones
8/10
·176 syf.··
2026 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 14:50
Ficciones, öykü anlatıyor gibi yaparak anlatının kendisini sorgulayan bir kitaptır. Borges, okuru olayların peşinden sürüklemekten çok, olayların neden ve nasıl “gerçek” kabul edildiğini düşündürmekle ilgilenir. Bu nedenle kitap düz bir hikâye kitabı değildir; aksine, hikâye biçimini bir araç olarak kullanan yoğun bir düşünce metnidir. Okur, her bölümde yeni bir kurgu dünyayla karşılaşsa da bu dünyaların ortak özelliği, gerçeğe benzeyip gerçeği sürekli bozmalarıdır. Borges’in dünyalarında tarih, din, bilim, felsefe ve edebiyat iç içe geçer; fakat bu birleşme açıklık üretmez, bilerek bir belirsizlik yaratır. Kitaptaki metinlerle anlatılmak istenenler arasında bilinçli bir mesafe vardır. Borges, yüzeyde akademik, soğuk ve neredeyse duygusuz görünen bir dil kullanır; sahte dipnotlar, gerçek olmayan kaynaklar, tarihsel referanslar ve ciddi bir üslup aracılığıyla okuru metnin “otoritesine” inandırır. Ancak bu otorite kurulduğu anda içten içe çürütülür. Okur fark etmeden, inandığı şeyin bir kurgu olduğunu kabul etmiş olur. Borges’in ustalığı burada yatar: Gerçek ile kurmaca arasındaki sınırı açıklamak yerine, okurun o sınırda sendelemesini sağlar. Ficciones’ın temel derdi, insanın anlam üretme zorunluluğu ile bu anlamların hiçbirinin mutlak olmaması arasındaki gerilimdir. Kitaptaki öyküler, tarihin yazıyla, Tanrı’nın yorumla, kimliğin anlatıyla, zamanın ise bakış açısıyla kurulduğunu gösterir. Borges, “gerçek nedir” sorusuna cevap vermez; bunun yerine, “gerçek dediğimiz şey hangi anlatıların kazanmış hâlidir” sorusunu sürekli diri tutar. Bu nedenle kitap ilerledikçe okur, olaylardan çok fikirlerle baş başa kalır. Borges’in dünyasında nedensellik kırılır, zaman doğrusal olmaktan çıkar, kimlikler bölünür ve Tanrısal düzen belirsizleşir. Ancak bu yıkım kaotik bir başıboşluk
FiccionesJorge Luis Borges · Can Yayınları · 2024570 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2025 6. kitabı
Ben çok ünlü kitapları anlamakta zorluk çekiyorum sanırım. İncelemeleri de okuyunca yeniden şaşırdım. Kitapta 6-7 sayfalık öyküler var. Bu öykülerde paragraflar birbirinden kopuk diyebilirim, içerik olarak da öyle hayran kalınacak şeyler anlatmıyor. Kompozisyon açısından da sıkıntılı bir akış söz konusu. Bu kadar ünlü bir kitapta benim anlayamadığım nedir bilmek isterdim.
FiccionesJorge Luis Borges · Can Yayınları · 2024570 okunma
Tlön, Uqbar, Orbis Tertius
Puan vermedi·176 syf.··
2026 3. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 00:00
Jorge Luis Borges, bu öyküde, zaman kavramının algılanışını düzenleyerek bir toplulukça aslında olmayan bir ülke (Uqbar) kurgulanması ve bu ülkenin izlerini ansiklopedilere taşınması sonucu bu yerleri bulmak için çeşitli yollar arayan insanların gerçeklik-kurgu arasındaki sınırsızlığı konu edinmiştir. Bir üstkurgu yaratımıdır. Öykü başlığındaki Orbis Tertius ise Tlön’ü yaratıp dünyamıza getiren ve kim oldukları bilinmeyen kişiler topluluğunun ismidir. Bu metni iyice anlamak için birbirine bağlı birkaç düşünürden bahsetmek yararlı olacaktır. ‘Algı tek gerçekliktir’ yaklaşımını öne süren Berkeley’e yapılan vurgudan önce John Locke’dan bahsetmek gerekir. John Locke’ a göre zihin tüm bilgi ve sağduyu malzemelerini ‘deneyimler’ aracılığıyla edinir. Tüm bilgiler deneyimlerden türeyerek meydana gelmiştir. Ve ‘bilgi sonunda kendi kendisinden türer’ der, Locke. Deneyimi ise Birincil ve ikincil niteliklerine göre ayırır. Birincil Nitelikler: Biz algılayalım ya da algılamayalım nesnenin kendiliğinden verdiği niteliklerdir. Örneğin bir binanın şekli ve boyu. İkincil Nitelikler: Bunlar nesnenin aslında yoktur. Tecrübe eden kişiye bağlıdır. Renk, tat, koku, sıcaklık, ses gibi ikincil özellikler nesneyi algılayan kişinin algısında vardır. Berkeley ise tüm bilgilerin deneyimler sonucu kazanıldığı konusunda Locke ile aynı fikirdeydi. Fakat birincil niteliklerin var olmadığını iddia ediyordu. Var olanlar sadece ikincil niteliklerdi. Tüm Bilgiler bireyin algısının ve tecrübelerinin bir fonksiyonudur, diyerek materyalizmden sıyrılmıştır. Nesnelerde belli derece bağımsızlık, uygunluk, süreklilik kabul etmiş. Bunu da Tanrı’nın istemesiyle açıklamıştır. Tanrı evrendeki nesnelerin bir tür devamlı algılayıcısıdır. ‘Tanrı sürekli algılayandır.’ Görüşlerini benimsemiştir. Borges, Berkeley’in
FiccionesJorge Luis Borges · Can Yayınları · 2024570 okunma
9/10
·176 syf.··
2025 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2025 21:57
Evet! Beni şok eden bir yazar ile karşı karşıyayım. Jorge Luis Borges; Arjantinli yazar, şair ve denemeci. 20. yüzyıl dünya edebiyatının en önemli figürlerinden biri olarak görülüyor. Eserlerinde gerçeklik, sonsuzluk, zaman, bilinç ve labirent gibi felsefi temaları işliyor. Namını çok duyduğumdan, biraz araştırma yapıp Ficciones adlı bu kitabını seçtim. Ondan okuduğum ilk kitap olarak bu kitabı seçmiş olmak çok güzel bir deneyimdi. Okurken birçok kere anlamadığım, tekrar okuduğum cümleler oldu. Bana kalırsa Borges, kesinlikle edebiyat tarihinin en zeki yazarlarından; ve de hem entelektüel hem de genel anlamda çok kültürlü biri. Tabii ki bu kitapta beğenmediğim öyküleri de oldu, ama buna karşın bazı öyküleri ise aklımı başımdan aldı. Özellikle ‘Tlön, Uqbar, Orbis Tertius — Dairesel Harabeler — Babil Piyangosu — Babil Kütüphanesi ve Kılıcın Biçimi benim dönüp tekrar tekrar okuyacağım hikayelerinden. Genel olarak yazarın zekasına hayran kaldığım için bu kitaba —düşük verdiğim hikayeleri hiç yoklarmış gibi geçerek— 9 puan veriyorum. Başka kitaplarında görüşmek üzere. Herkese de tavsiyemdir, emin olun pişman olmayacaksınız. (Bu arada hiç roman yazmamış. Daha kısa bir şekilde ifade edebileceği fikirleri uzatmayı saçma buluyormuş. )
FiccionesJorge Luis Borges · Can Yayınları · 2024570 okunma
“Gerçek dediğimiz şey ne kadar gerçektir?”
7/10
·176 syf.··
2026 6. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2026 15:32
Ficciones, Jorge Luis Borges’in 1944’te yayımladığı ve modern dünya edebiyatının düşünsel sınırlarını yeniden tanımlayan öykü kitabıdır. Çatallanan Yollar Bahçesi ve Kandırmacalar başlıklı iki bölümden oluşan bu eser, geleneksel anlatıyı aşarak zamanı, gerçekliği, bilgiyi ve kimliği sorgulayan metinler sunar. Borges, metafizik, felsefe, mantık ve dil üzerine kurduğu bu kısa ama yoğun öykülerle okuru yalnızca bir hikâyenin içine değil, bir düşünce labirentine davet eder. Ficciones, her okunuşta yeni anlamlar üreten, edebiyatı bir anlatıdan çok bir düşünme biçimine dönüştüren temel bir yapıttır. Ölüm ve Pusula ; İlk bakışta klasik bir polisiye anlatı gibi başlayan öykü, ilerledikçe metafizik bir tuzağa dönüşür. Borges, mantık ve aklın mutlaklaştırıldığında insanı gerçeğe değil, kaçınılmaz sona götürebileceğini gösterir. Bu metin, aklın kendi aşırılığıyla yıkıcı bir güce dönüşebileceğini vurgular. Bellekli Funes, Her ayrıntıyı eksiksiz hatırlayabilen Funes, bu olağanüstü yeteneğine rağmen düşünemez. Borges, bu karakter aracılığıyla unutmanın bir eksiklik değil, düşünmenin ve soyutlamanın temel koşulu olduğunu ileri sürer. Don Quijote’un Yazarı Pierre Menard ; Aynı metni kelimesi kelimesine yeniden yazmasına rağmen Pierre Menard’ın Don Quijote’u, bağlam değiştiği için bambaşka bir anlam kazanır. Borges bu öyküyle, metnin anlamını belirleyen unsurun yazar değil, tarihsel ve kültürel bağlam olduğunu ortaya koyar. Sonuç olarak Ficciones, okuru edilgen bir alıcı olarak değil, metni yeniden üreten bir özne olarak konumlandırır. Borges’in metinleri kapanmaz; her okuma yeni bir yorum üretir. Bu nedenle Ficciones, bitirilen bir kitap değil, zihinde süren bir düşünce deneyimidir.
Edebiyat & Roman
FiccionesJorge Luis Borges · Can Yayınları · 2024570 okunma
7/10
·176 syf.··
2026 12. kitabı
·
92 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2026 11:39
Hikayeleri okumaktan çok zevk aldım. Kimisi beni kendine çekmese de kimisini belirli aralıklarla zihnimde tekrar tekrar ziyaret edeceğime eminim. Hikayelerin çok keyifli olmasının yanı sıra okuması zor ve kafa karıştırıcıydı. Su gibi aktıklarını söyleyemem ama sabır edip okursanız bence kesinlikle pişman olmazsınız.
FiccionesJorge Luis Borges · Can Yayınları · 2024570 okunma
Puan vermedi·203 syf.·
2026 17. kitabı
Kitap falan değil bu, bildiğin zihin labirenti. Okumaya başladığınız an, Borges'in elinize bir harita tutuşturup sizi o labirentin tam ortasında yapayalnız bıraktığını fark ediyorsunuz. İşin en tekinsiz tarafı ise elinizdeki o haritanın da labirentin bir parçası olması. Christopher Nolan filmlerini izlerken yaşadığınız o gerçeklik algısının paramparça olması, zamanın bükülmesi mevzusu var ya? Hani şu zamanın doğası üzerine kafa patlatıp hafızamızın bize oynadığı oyunları derin derin sorguladığımız anlar... Heh, işte Borges efendi bunu ta yıllar evvel, hem de koca bütçeli görsel efektlerle falan değil, sadece daktilosunun başındayken birkaç kelime oyunuyla yapmış. Babil Kütüphanesi'nde sonsuz ihtimaller arasında nefessiz kalırken, Yolları Çatallanan Bahçe'de paralel evrenlerin varoluşsal ağırlığını sırtlanıyorsunuz. Eğer "Benim gerçeklikle, zamanla ve hafızayla bir derdim yok, bana dümdüz giriş-gelişme-sonuç verin" diyenlerdenseniz, kitabı yavaşça aldığınız yere bırakın. Ancak aklınızın sınırlarını zorlamayı, aynaların, rüyaların ve sonsuz döngülerin içinde kaybolmayı seviyorsanız, geçmiş olsun; Borges'in tuzağına düştünüz demektir.
FiccionesJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 2013570 okunma
Puan vermedi·203 syf.··
2026 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2026 01:13
Gerçeklik Algımla Aram Bozuk: Ficciones " Borges okumadım demem ama ne okudun derseniz Son birkaç gündür kafamın içinde sonsuz labirentler, hiç var olmamış ülkeler ve aynalar dönüp duruyor. Ficciones’i bitirdim (ya da o beni bitirdi, emin değilim). Hani bazı kitaplar vardır, bittiğinde kapağını kapatır "güzeldi" dersin ya; bu onlardan değil. Borges resmen edebiyatın sınırlarını zorlayıp zihnimizde koca bir mimari inşa etmiş. Kısaca özetlemem gerekirse: Beyin yakan cinsten. Adam resmen rüyalarını kağıda dökmüş. Gerçeklik sorgulatan: Okurken "acaba ben mi bir kitabın karakteriyim, yoksa bu hikayeler mi benim rüyam?" diye tribe girmemek elde değil. Kısa ama devasa: Topu topu 150-200 sayfa ama etkisi bir ömürlük. Tek bir cümlesi üzerine saatlerce düşünmek bedava. Eğer biraz "zihnim açılsın, şöyle sağlam bir kafa karışıklığı yaşayayım" diyorsanız, Borges amcanın bu labirentine mutlaka dalın. Ama dikkat, çıkış garantisi yok; sadece manzara şahane!
1000Kitap
FiccionesJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 2013570 okunma
Puan vermedi·203 syf.··
2017 316. kitabı
Yazdığı öyküleri, adeta bir makale kaleme alır gibi, birbirine atıfta bulunan eserler, yazarlar, olaylar ve tarihi kahramanlar cümbüşüyle ilerleyen; bu yüzden ilgili eserlere göz atmayı gerektiren, en iyi ihtimalle okurken sık sık duraklatan; her türden beyin egzersizi içeren metinleriyle, kendisinin de ifade ettiği gibi, yüzlerce sayfalık bir öyküyü birkaç sayfada anlatma tutkusuyla yazan; böylece kısa, fakat oldukça yoğun ve edebi lezzetiyle iştahları doyuran bir öykü tarzının baş döndürücü yaratıcısıdır, Borges.. Borges okumaya bu eserle başlanmalı..
FiccionesJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 2013570 okunma

Yazar Hakkında

Jorge Luis BorgesYazar · 40 kitap
Jorge Francisco Isidoro Luis Borges Acevedo veya bilinen adıyla Jorge Luis Borges (d. 24 Ağustos 1899 - ö. 14 Haziran 1986), Arjantinli öykü ve deneme yazarı, şair ve çevirmen. Büyülü gerçekçilik akımının önde gelen isimlerindendir ve gerçeküstücülük konusunda yazdığı denemeleri ile ünlüdür. Borges, 24 Ağustos 1899 tarihinde Buenos Aires'te doğdu. Babasının annesi İngiliz olduğu ve evde iki lisan birden konuşulduğu için daha çocukken her iki lisanı da çok güzel konuşabiliyordu. Oğluna satranç tahtasında Zeno'nun paradoksunu öğreten Jorge Guillermo Borges avukat ve psikoloji öğretmeniydi. Evlerinde Borges'in muhayyilesini sürekli olarak işgal edecek bir bahçe ve kütüphane vardı. Babasının görme yetisinin azalması üzerine, aile tedavi için I. Dünya Savaşı'ndan önce (1914) Cenevre'ye taşındı. Burada kaldıkları süre boyunca Borges Calvin Koleji'ne devam ederek, Lâtince, Fransızca ve Almanca öğrendi. Sembolizm akımının örneklerinden Verlaine, Rimbaud ve Mallarmé'in eserleriyle bu sırada tanıştı. Schopenhauer'a olan sevgisi ve Walt Whitman'ı keşfetmesi de Cenevre'deyken başladı. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra ailesiyle birlikte İspanya'ya taşındı. Borges artık yazar olmaya karar vermişti, babasına 1870'lerde geçen bir roman yazmaya yardım ediyordu. Birkaç edebi gruba girme çalışmasından sonra, kendine akıl hocası buldu: Endülüslü şair Rafael Cansinos-Asséns. Onun etkisiyle kendisini "ultraistler" grubundan saymaya başladı ama kısa zamanda aidiyet hissinden sıkılarak kimseye bağlı olmadan birşeyler yapmaya çalıştı. Denemelerle ve şiirle pasifizm, anarşi, Rus devrimi gibi bâzı şeyleri övdüğü, genel düşüncelerini dile getirdiği iki kitap yazdı. Ama sonra yazdıklarından utanarak, her iki kitabı da İspanya'dan ayrılmadan önce imha etti. 1921'de ailesiyle Buenos Aires'e geri dönmesinden sonra, babasının arkadaşı Macedonio Fernandéz'in düşüncelerinden etkilenmesi, düşüncenin yeni yollarına yönelmesine neden oldu. Fernandez'in düşünceleri Schopenhauer, Berkeley ve Hume'ün bir yansıması idi. Edebi stili ekzantrik ve düşünce tarzı karmaşıktı. Borges'e en büyük etkisi her şeye kuşkuculukla bakmasını sağlamasıdır. 1923'te ilk kitabı olan Buenos Aires Tutkusu (Ferver de Buenos Aires)'i çıkardı. 1924-1933 arası Borges için oldukça heyecan verici bir zamandı. Bu dönemde pek çok yazısı ve şiiri basıldı. Luna de Enfrente 1925'te, San Martin Defteri (Cuaderno San Martin) 1929'da basıldı. 1933-1934 yıllarında Critica'da Alçaklığın Evrensel Tarihi (Historia universal de la infamia) yayımlandı. Bu öykü dizisi, önceden basılmış bâzı hikâyelerden alınan karakterler ve fikirler üzerine yeniden hikâye yazmakla oluşmuştu. Gerçeği ve hikâyeyi harmanladığı bu hikâyeler gerçeküstü bir otantizm taşıyorlardı. Daha sonraları bu tarz "büyülü gerçekçilik"in ilk örneklerinden sayılacaktı. Ama onun asıl kariyeri 1935'te yazdığı "Borges stili"nin ilk örneği denilen, hayâli bir romanı eleştirdiği Al-Motasim'e Bir Bakış isimli öyküsüdür. 1936'da denemelerini topladığı "Sonsuzluğun Tarihi Historia de la Eternidad" basıldı. Bu sırada maddi sıkıntılar çekiyordu, bu nedenle 1937'de Belediye Kütüphânesi'nde çalışmaya başladı. Kütüphânedeki işi hafif olan yazar, iş günlerinin kalanını klâsikleri okuyarak ve modern edebiyatın uluslar arası örneklerini İspanyolca'ya çevirerek geçirmiştir. Virginia Woolf'un ve William Faulkner'ın kitapları İspanyolcaya ilk kez bu dönemde Borges tarafından kazandırılmıştır. Yaratıcılığını kaybetmekten korkan Borges, eşşiz bir eser yazmak istedi ve Pierre Menard, Don Quixote'un Yazarı'nı kaleme aldı. Ardından da Tlön, Uqbar, Orbis Tertius geldi. Her iki hikâye Victoria Ocampo'nun Sur edebiyat dergisinde yayınlandı. Bunların başarısının verdiği motivasyonla Babil Kütüphanesi'nin çalışmalarına başladı. 1941'de bu öykülerin toplandığı Yolları Çatallanan Bahçe basıldı. Aynı hikâyeler toparlanarak Artifices'e eklendi ve ve 1944'de Ficciones adıyla yeniden basıldı. 1942'de "Bustos Domecq" takma adı altında Adolfo Bioy Casares ile birlikte polisiye hikâyeler dizisi olan Don İsidro İçin Altı Problem'i yazdılar. Felsefe, gerçekler, fantazi ve gizemleri harmanladığı bu yeni öykülerin yanında, El Hogar'da anti-semitizmi, faşizmi ve nazizmi eşeltiren politik makaleler de yazıyordu. Bu makalelerle oldukça tanındı. 1946'da Juan Peron'un iktidara gelişiyle, kütüphânedeki işinden atıldı. Bu işten atılma onun için bir tür kurtuluş olmuştu, çünkü hem Arjantin'den Uruguay'a kadar pek çok yeri gezip, Budizm'den Blake'e kadar pek çok konuda seminerler veriyor, hem de iyi para kazanıyordu. Ama ailesi Peron'un baskıcı rejiminde zor günler geçirdi, annesi ve kız kardeşi hapse girdi. 1949'da ikinci önemli kısa hikâyeler kitabı Alef (El Alef)basıldı. 1955'de Peron devrilince Borges hayâlindeki meslek olan Arjantin Ulusal Kütüphânesi Müdürlüğü'ne getirildi. Ailesinden gelen hastalık nedeniyle görme bozukluğu çeken Borges bu dönemde görme yetisini tamamen kaybetti. "Bana aynı anda hem 800,000 kitabı hem de karanlığı veren Tanrı'nın muhteşem ironisi" diyerek bu gerçeği kabullenmiştir. (Umberto Eco unutulmaz romanı Gülün Adı'nda yer alan ana karakterlerden kör kütüphaneciyi Borges'ten esinlenerek oluşturmuştur.) 1956'da Buenos Aires Üniversitesi'nde İngiliz ve Amerikan edebiyatı profesörlüğüne atandı ve 12 yıl bu görevi yürüttü. 1961'de Samuel Beckett'le birlikte Uluslararası Yayımcılar Ödülü'nü (Formentor Ödülü) kazandı. Bu ödül ona gecikmiş bir uluslararası ün kazandırdı. Gözlerinin görmeyişini şiire yönelerek telâfi etmeye çalıştı. 1970'li yıllarda ABD'de çeşitli üniversitelerde dersler verdi. 1973'te Peron geri dönünce, görevinden istifa etti. Ders vererek ve yolculuk yaparak geçirdiği zamanın meyvesi 1975'te basılan toplama hikâyelerin olduğu Kum Kitabı (El libro de arena) oldu. Dünya gezilerinin sonucu ona eşlik eden Maria Kodama'nın resimlerini çektiği yazılarını ise kendi yazdığı Atlas(1984)'la sonuçlandı. Zannedilenin aksine, Nobel ödülünü alamadan 87 yaşında, 14 Haziran 1986'da Cenevre'de karaciğer kanserinden hayatını kaybetti.