Hayaller ve Hikâyeler

Ficciones

Jorge Luis Borges
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Ficciones (Kurgular)
Puan vermedi·176 syf.·
2025 12. kitabı
İnsan belleğinin ulaşamadığı Düşler ülkesine. Aklımın almayacağı parçalar kaldı bende… Jorge Luis BorgesJorge Luis Borges Kitabın arka kapağında “Kurgu dilini herkesten çok yeniledi” diyor J. M. CoetzeeJ. M. Coetzee , Yazar kurgu dilini yenilemekle beraber, uyanıkken rüya görmek tabirine bu kitapla birlikte can veriyor. Jorge Luis BorgesJorge Luis Borges için şunu söylemekte fayda var eğer okuduğunuzda size hitap ettiğini düşünüyorsanız, çok nadide bir yazar keşfettiniz demektir. Bu hazine düşüncenizle devinim halinde oldukça daha çok değer kazanıyor. FiccionesFicciones Çatallanan yollar bahçesi (1941) ve Kandırmacalar(1944) Ana başlığının altındaki kısa öykülerden oluşuyor. Öyküleri boyutlar arası yolculuk yaptırıyor. Hayali ansiklopediler, varolmamış kitaplar, dini, ahlaki ve dedektif öyküleri olan kitabı anlamak için verdiğim çabayı, zorluklara girişmenin ağır bedeli gibi bir duvara çarpmış gibi hissediyorum. Metinlerindeki büyülü dünya, kelimeleriyle ördüğü düşünce duvarı üstüme geliyor. Boşlukta hissettiriyor, büyülü dünyayı ben yazarım diyerek tescilliyor. Öyküde ustalığın böylesini okumadım. Her öyküsünde başka bir yazara, başka bir kitaba yol alırken, düşü, düşüncenin içinde harmanlayarak dilbilimden, latin amerika tarihinden, dini gizlere, ortaçağ felsefesine birçok kavramı sağanak gibi yağdırıyor. Yazarla öz olan labirent ve ayna kavramlarını alameti farikası gibi kullanıyor. Babil kütüphanesinin derinliğine kapıldım. Kainata dokunuşu, kavrayışı, anlatımı mest ediyor. Yazar’ın özgün metinler ortaya koyması kurgusal kitap, yazar ve sanat dallarına olan kavramları kaleme alışıyla inceliyor. Borges okumanın zorluğunu, verdiklerini düşünce hiç dert etmiyorum. Okuyacak arkadaşlara giriş kitabı olarak FiccionesFicciones ‘i düşünmesinler. Güzelliğin zorluğunun keyfini
Düşünce
FiccionesJorge Luis Borges · Can Yayınları · 2024570 okunma
Puan vermedi·203 syf.·
2026 17. kitabı
Kitap falan değil bu, bildiğin zihin labirenti. Okumaya başladığınız an, Borges'in elinize bir harita tutuşturup sizi o labirentin tam ortasında yapayalnız bıraktığını fark ediyorsunuz. İşin en tekinsiz tarafı ise elinizdeki o haritanın da labirentin bir parçası olması. Christopher Nolan filmlerini izlerken yaşadığınız o gerçeklik algısının paramparça olması, zamanın bükülmesi mevzusu var ya? Hani şu zamanın doğası üzerine kafa patlatıp hafızamızın bize oynadığı oyunları derin derin sorguladığımız anlar... Heh, işte Borges efendi bunu ta yıllar evvel, hem de koca bütçeli görsel efektlerle falan değil, sadece daktilosunun başındayken birkaç kelime oyunuyla yapmış. Babil Kütüphanesi'nde sonsuz ihtimaller arasında nefessiz kalırken, Yolları Çatallanan Bahçe'de paralel evrenlerin varoluşsal ağırlığını sırtlanıyorsunuz. Eğer "Benim gerçeklikle, zamanla ve hafızayla bir derdim yok, bana dümdüz giriş-gelişme-sonuç verin" diyenlerdenseniz, kitabı yavaşça aldığınız yere bırakın. Ancak aklınızın sınırlarını zorlamayı, aynaların, rüyaların ve sonsuz döngülerin içinde kaybolmayı seviyorsanız, geçmiş olsun; Borges'in tuzağına düştünüz demektir.
FiccionesJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 2013570 okunma
Puan vermedi·203 syf.··
2026 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2026 01:13
Gerçeklik Algımla Aram Bozuk: Ficciones " Borges okumadım demem ama ne okudun derseniz Son birkaç gündür kafamın içinde sonsuz labirentler, hiç var olmamış ülkeler ve aynalar dönüp duruyor. Ficciones’i bitirdim (ya da o beni bitirdi, emin değilim). Hani bazı kitaplar vardır, bittiğinde kapağını kapatır "güzeldi" dersin ya; bu onlardan değil. Borges resmen edebiyatın sınırlarını zorlayıp zihnimizde koca bir mimari inşa etmiş. Kısaca özetlemem gerekirse: Beyin yakan cinsten. Adam resmen rüyalarını kağıda dökmüş. Gerçeklik sorgulatan: Okurken "acaba ben mi bir kitabın karakteriyim, yoksa bu hikayeler mi benim rüyam?" diye tribe girmemek elde değil. Kısa ama devasa: Topu topu 150-200 sayfa ama etkisi bir ömürlük. Tek bir cümlesi üzerine saatlerce düşünmek bedava. Eğer biraz "zihnim açılsın, şöyle sağlam bir kafa karışıklığı yaşayayım" diyorsanız, Borges amcanın bu labirentine mutlaka dalın. Ama dikkat, çıkış garantisi yok; sadece manzara şahane!
1000Kitap
FiccionesJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 2013570 okunma
Puan vermedi·203 syf.··
2017 316. kitabı
Yazdığı öyküleri, adeta bir makale kaleme alır gibi, birbirine atıfta bulunan eserler, yazarlar, olaylar ve tarihi kahramanlar cümbüşüyle ilerleyen; bu yüzden ilgili eserlere göz atmayı gerektiren, en iyi ihtimalle okurken sık sık duraklatan; her türden beyin egzersizi içeren metinleriyle, kendisinin de ifade ettiği gibi, yüzlerce sayfalık bir öyküyü birkaç sayfada anlatma tutkusuyla yazan; böylece kısa, fakat oldukça yoğun ve edebi lezzetiyle iştahları doyuran bir öykü tarzının baş döndürücü yaratıcısıdır, Borges.. Borges okumaya bu eserle başlanmalı..
FiccionesJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 2013570 okunma
Puan vermedi·203 syf.··
2018 34. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2018 00:43
Borges okumak için en iyi eser kabul ediliyor Ficciones. Hakkını vermek gerekirse de öyle.Başlangıçta çok karmaşık ve anlaşılmaz gelmişti ama elimden de bırakamadığım bir çekimin olduğu da aşikar.Iyi ki de òyle. Öykülerden oluşan bir kitap olarak geçiyor fakat her bir bölümün ne öyküyle ilgisi var ne de kurguyla.Bambaşka bir alem,farklı yüzyıllara gidip orada yaşamak ve labirentte dolaşmak gibi. Borges,sık sık araştırmayı sevmiyorsan bu kitabı bırakmalısın der gibiydi.Uzanarak okumaktan çok masa başında bir kalem ve not defteriyle okunacak tarzda.Kendine has zekası ve mizahıyla hayran bırakan bir kalem.Büyülü gerçekçiliği sonuna kadar hissettiren,şaşırtmaktan ve incelikten de geri durmayan bir Arjantinli .Öyleyse iyi ki tanışmışım.
FiccionesJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 2013570 okunma
Puan vermedi·203 syf.··
2021 20. kitabı
En az iki defa okunması gereken, şiddetli beyin fırtınalarına neden olan bir kitap. Yazarın önsözü kısmında: "Müslümanlıkta, gecelerin gecesi diye anılan Kadir Gecesi'nde göklerin gizli kapıları ardına kadar açılır ve taslardaki su daha bir tatlılaşır; o akşamüstü yaşadığım duyguları o kapılar açılsa da bir daha yaşayamam." diyor. Ayaklarınızı yerden kesip, bilinmeyen dünyaların kapılarını ardına kadar açıp okuyucuyu içinde gezdiren, gözü açık düşler görmesine neden olan bir kitaptan fazlası... Tabi şunu da eklemeden geçmek olmaz; bir çok okuyucu kitabın karmaşık ve sıkıcı olduğunu düşüncesiyle yarım bırakmış olabilir. Evet hayat yanlış bir kitaba zaman ayırılmayacak kadar kısa ama o kitap bu kitap değil;)
FiccionesJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 2013570 okunma
Hayaller Ve Hayatlar
Puan vermedi·203 syf.·
Beğendi
·
2018 11. kitabı
Şimdi bu kitabı incelemem ne kadar yerinde olur bilemem ama içinde bir düşler diyarı o düşler diyarının içinde bir labirent ve insan, bu labirentler bazen insan bazen kitaplar bazen de evren olarak karşıma çıktı. Shakespeare,cervantes ve uzak kaldığım usta yazarlar var.(tanımadığım desem daha dogru olucak)herbiri farklı hikayelerden oluşan bir kitap.En sevdiğim hikayeler babil kitaplığı ve kılıç izi ama belli bir birikimden sonra okunursa kitap daha bir zevkli olur.Borges burada yazı sanatını kullanmış.
Edebiyat
FiccionesJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 2013570 okunma
10/10
·203 syf.··
2021 52. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 09 Temmuz 2021 22:52
Borges'i okumak onun da inandığı düşlerin önüne çekilmek gibidir. O Ficciones'de öncelikle Menard karakterini yaratırken gerçekten de Don Quixote'yi onun dünyasında Cervantes’ten başkasının da yazabileceğine inanmıştır. Don Quixote'yi Wall Street’e oturtmaktan hiç çekinmemiştir. Kendi tabularına, politik görüşüne, felsefesine tamamen zıt karakterler yaratmıştır. Menard'a Don Quixote'yi yazdırırken aslında tüm yaratımın kendisinin elinde olduğunun bilincinde değil gibidir. Hep arkasıyla konuşur gibi bir hali vardır. Önünü döndüğünde gördükleri ve arkasında görmek istedikleri birbiriyle uyuşmaz, o iki tarafı da izlemek ister. Arkamı da görebilseydim, politik görüşüm sağ olsaydı, soldan nefret etmeseydim, anakronizmayı benimseseydim, arkamı görebilseydim… Zıtlıkları hayal eder. Zihnindeki cümleleri hep ''Şayet'' ile başlar. Şayet Berkeley veya Hume'un idealist dünyasına sahip olsaydık diyerek Tlön, Uqbar, Orbis Tertius'u yaratır. Tlön'de hayatı ''Esse est percipi!'' diyerek başlatır ve Berkeley'in dünyasında olduğu gibi Tanrı tarafından belirlenen bir düşünceler dili oluşturur. Bu dil içerisinde fiillere yer verilmez, Borges’in ütopyasında cümleler yalnızca isimler ve sıfatlarla kurulur. ''Ay nehrin üzerinde yükseldi.'' gibi bir cümle Orbis Tertius dilinde ''Durmazakanın arkasından yukarıya doğru ayladı.'' şeklindedir. Tlön'ün sakinlerinin de herhangi isimleri yoktur. Çünkü onların ne eyleme ne de varlıklarını kanıtlayacak isimlere ihtiyacı vardır. Tlönlülerin bu sebeple fiili bir zaman algıları yoktur. Orada yalnızca birbirinden bağımsız, bir dizgeselliğe oturtulmamış anlar vardır. Gerçeklik duygusu pes etmiştir, tüm dünya bir gün Tlön olacaktır. Tlön bir düş müdür, geciktirilmiş bir gerçeklik mi? Veya o da yalnızca döngüsel bir yıkıntıdır. Tlönlülerin bedenleri de düş
FiccionesJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 2013570 okunma
Genel Kitap Yorumu – Ficciones
8/10
·176 syf.··
2026 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 14:50
Ficciones, öykü anlatıyor gibi yaparak anlatının kendisini sorgulayan bir kitaptır. Borges, okuru olayların peşinden sürüklemekten çok, olayların neden ve nasıl “gerçek” kabul edildiğini düşündürmekle ilgilenir. Bu nedenle kitap düz bir hikâye kitabı değildir; aksine, hikâye biçimini bir araç olarak kullanan yoğun bir düşünce metnidir. Okur, her bölümde yeni bir kurgu dünyayla karşılaşsa da bu dünyaların ortak özelliği, gerçeğe benzeyip gerçeği sürekli bozmalarıdır. Borges’in dünyalarında tarih, din, bilim, felsefe ve edebiyat iç içe geçer; fakat bu birleşme açıklık üretmez, bilerek bir belirsizlik yaratır. Kitaptaki metinlerle anlatılmak istenenler arasında bilinçli bir mesafe vardır. Borges, yüzeyde akademik, soğuk ve neredeyse duygusuz görünen bir dil kullanır; sahte dipnotlar, gerçek olmayan kaynaklar, tarihsel referanslar ve ciddi bir üslup aracılığıyla okuru metnin “otoritesine” inandırır. Ancak bu otorite kurulduğu anda içten içe çürütülür. Okur fark etmeden, inandığı şeyin bir kurgu olduğunu kabul etmiş olur. Borges’in ustalığı burada yatar: Gerçek ile kurmaca arasındaki sınırı açıklamak yerine, okurun o sınırda sendelemesini sağlar. Ficciones’ın temel derdi, insanın anlam üretme zorunluluğu ile bu anlamların hiçbirinin mutlak olmaması arasındaki gerilimdir. Kitaptaki öyküler, tarihin yazıyla, Tanrı’nın yorumla, kimliğin anlatıyla, zamanın ise bakış açısıyla kurulduğunu gösterir. Borges, “gerçek nedir” sorusuna cevap vermez; bunun yerine, “gerçek dediğimiz şey hangi anlatıların kazanmış hâlidir” sorusunu sürekli diri tutar. Bu nedenle kitap ilerledikçe okur, olaylardan çok fikirlerle baş başa kalır. Borges’in dünyasında nedensellik kırılır, zaman doğrusal olmaktan çıkar, kimlikler bölünür ve Tanrısal düzen belirsizleşir. Ancak bu yıkım kaotik bir başıboşluk
FiccionesJorge Luis Borges · Can Yayınları · 2024570 okunma
#1001kitap~~~
10/10
·203 syf.··
2021 97. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2021 09:04
Ficciones, hayaller ve hikâyeler diye 2blme ayrılan Ficciones buram buram edebiyat, matematik, fizik kokuyor... Hayaller bölümü ile başlayan Ficciones ilk hikaye ile beynimi kesinlikle 1yakti zonklattı "benlik kimlik" durumlarıyla, sık sık edebiyat söyleşileri var ki bu kısımda edebiyatın dokunduğu tüm durumları yazarlar arası kıyaslamalari hatta kitap içindeki bölümler arası matematiksel şemalardan bile bahsetmiş ki bu kısımları ben daha çok seviyorum, edebiyatın fizik ve matematikle olan bağlantısını, arada verdiği naif hikayelerde de beni şaşırttı zira ben ondaki sert üsluba sevdim sanrm:-)))) tabi bu blmun efsane kısmı Babil kitaplığı oluşumunun yine matematiksel vurguları ile oluşum sürecinin anlatıldığı kısımdı çok severek ve 1kaç kere okudum, zira son paragraf tam benim edebiyat adına düşündüğüm tüm düşünceler resmen sonsuzlukyolcusu ve sınırsızlığıdüşlemek ile :-))))) Hikayeler kısmı genel hatlarıyla, ölüm ve bellek üzerine olup, insanlarla temasımız, kaçınmalarımız, tuhaflıklarımız, yaşamdaki gecikmelerimiz, her insanın aslında her şeyi yapabileceği düşüncesinden içimizdeki ölümsüzlüğümüz, uyumanın bu evrende zihinin öte tarafa çevirmesi, düşünmenin farklılığı unutarak genelleyebilip, soyutlayabilmesi, insanın 1ini sevme ve nefret etme durumları, bazen tek 1insanin yaptığı bütün insanların yaptığı gibidir zira yaşananların tekrarından "tarih tarihten kopya çeker" der ki burda benim efsanem olur, bolca Shakespeare göndermeleriyle yaşananların evrenselliği hiç geçmiyor, değişmiyor ne yazık ki :-(((( , özellikle yanlışlıklar komedisi içinde saçma sapan mi, güzel mi, kurtuluş mu, baştan savma mi kendimize bile soramazken, bu dünyada insan olarak sürdürdüğümüz varlığı bağışlamaya inanıyorduk, bu kesintiye uğramış dünyada zihninin duracağı aklımiza gelmezken,
FiccionesJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 2013570 okunma

Yazar Hakkında

Jorge Luis BorgesYazar · 40 kitap
Jorge Francisco Isidoro Luis Borges Acevedo veya bilinen adıyla Jorge Luis Borges (d. 24 Ağustos 1899 - ö. 14 Haziran 1986), Arjantinli öykü ve deneme yazarı, şair ve çevirmen. Büyülü gerçekçilik akımının önde gelen isimlerindendir ve gerçeküstücülük konusunda yazdığı denemeleri ile ünlüdür. Borges, 24 Ağustos 1899 tarihinde Buenos Aires'te doğdu. Babasının annesi İngiliz olduğu ve evde iki lisan birden konuşulduğu için daha çocukken her iki lisanı da çok güzel konuşabiliyordu. Oğluna satranç tahtasında Zeno'nun paradoksunu öğreten Jorge Guillermo Borges avukat ve psikoloji öğretmeniydi. Evlerinde Borges'in muhayyilesini sürekli olarak işgal edecek bir bahçe ve kütüphane vardı. Babasının görme yetisinin azalması üzerine, aile tedavi için I. Dünya Savaşı'ndan önce (1914) Cenevre'ye taşındı. Burada kaldıkları süre boyunca Borges Calvin Koleji'ne devam ederek, Lâtince, Fransızca ve Almanca öğrendi. Sembolizm akımının örneklerinden Verlaine, Rimbaud ve Mallarmé'in eserleriyle bu sırada tanıştı. Schopenhauer'a olan sevgisi ve Walt Whitman'ı keşfetmesi de Cenevre'deyken başladı. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra ailesiyle birlikte İspanya'ya taşındı. Borges artık yazar olmaya karar vermişti, babasına 1870'lerde geçen bir roman yazmaya yardım ediyordu. Birkaç edebi gruba girme çalışmasından sonra, kendine akıl hocası buldu: Endülüslü şair Rafael Cansinos-Asséns. Onun etkisiyle kendisini "ultraistler" grubundan saymaya başladı ama kısa zamanda aidiyet hissinden sıkılarak kimseye bağlı olmadan birşeyler yapmaya çalıştı. Denemelerle ve şiirle pasifizm, anarşi, Rus devrimi gibi bâzı şeyleri övdüğü, genel düşüncelerini dile getirdiği iki kitap yazdı. Ama sonra yazdıklarından utanarak, her iki kitabı da İspanya'dan ayrılmadan önce imha etti. 1921'de ailesiyle Buenos Aires'e geri dönmesinden sonra, babasının arkadaşı Macedonio Fernandéz'in düşüncelerinden etkilenmesi, düşüncenin yeni yollarına yönelmesine neden oldu. Fernandez'in düşünceleri Schopenhauer, Berkeley ve Hume'ün bir yansıması idi. Edebi stili ekzantrik ve düşünce tarzı karmaşıktı. Borges'e en büyük etkisi her şeye kuşkuculukla bakmasını sağlamasıdır. 1923'te ilk kitabı olan Buenos Aires Tutkusu (Ferver de Buenos Aires)'i çıkardı. 1924-1933 arası Borges için oldukça heyecan verici bir zamandı. Bu dönemde pek çok yazısı ve şiiri basıldı. Luna de Enfrente 1925'te, San Martin Defteri (Cuaderno San Martin) 1929'da basıldı. 1933-1934 yıllarında Critica'da Alçaklığın Evrensel Tarihi (Historia universal de la infamia) yayımlandı. Bu öykü dizisi, önceden basılmış bâzı hikâyelerden alınan karakterler ve fikirler üzerine yeniden hikâye yazmakla oluşmuştu. Gerçeği ve hikâyeyi harmanladığı bu hikâyeler gerçeküstü bir otantizm taşıyorlardı. Daha sonraları bu tarz "büyülü gerçekçilik"in ilk örneklerinden sayılacaktı. Ama onun asıl kariyeri 1935'te yazdığı "Borges stili"nin ilk örneği denilen, hayâli bir romanı eleştirdiği Al-Motasim'e Bir Bakış isimli öyküsüdür. 1936'da denemelerini topladığı "Sonsuzluğun Tarihi Historia de la Eternidad" basıldı. Bu sırada maddi sıkıntılar çekiyordu, bu nedenle 1937'de Belediye Kütüphânesi'nde çalışmaya başladı. Kütüphânedeki işi hafif olan yazar, iş günlerinin kalanını klâsikleri okuyarak ve modern edebiyatın uluslar arası örneklerini İspanyolca'ya çevirerek geçirmiştir. Virginia Woolf'un ve William Faulkner'ın kitapları İspanyolcaya ilk kez bu dönemde Borges tarafından kazandırılmıştır. Yaratıcılığını kaybetmekten korkan Borges, eşşiz bir eser yazmak istedi ve Pierre Menard, Don Quixote'un Yazarı'nı kaleme aldı. Ardından da Tlön, Uqbar, Orbis Tertius geldi. Her iki hikâye Victoria Ocampo'nun Sur edebiyat dergisinde yayınlandı. Bunların başarısının verdiği motivasyonla Babil Kütüphanesi'nin çalışmalarına başladı. 1941'de bu öykülerin toplandığı Yolları Çatallanan Bahçe basıldı. Aynı hikâyeler toparlanarak Artifices'e eklendi ve ve 1944'de Ficciones adıyla yeniden basıldı. 1942'de "Bustos Domecq" takma adı altında Adolfo Bioy Casares ile birlikte polisiye hikâyeler dizisi olan Don İsidro İçin Altı Problem'i yazdılar. Felsefe, gerçekler, fantazi ve gizemleri harmanladığı bu yeni öykülerin yanında, El Hogar'da anti-semitizmi, faşizmi ve nazizmi eşeltiren politik makaleler de yazıyordu. Bu makalelerle oldukça tanındı. 1946'da Juan Peron'un iktidara gelişiyle, kütüphânedeki işinden atıldı. Bu işten atılma onun için bir tür kurtuluş olmuştu, çünkü hem Arjantin'den Uruguay'a kadar pek çok yeri gezip, Budizm'den Blake'e kadar pek çok konuda seminerler veriyor, hem de iyi para kazanıyordu. Ama ailesi Peron'un baskıcı rejiminde zor günler geçirdi, annesi ve kız kardeşi hapse girdi. 1949'da ikinci önemli kısa hikâyeler kitabı Alef (El Alef)basıldı. 1955'de Peron devrilince Borges hayâlindeki meslek olan Arjantin Ulusal Kütüphânesi Müdürlüğü'ne getirildi. Ailesinden gelen hastalık nedeniyle görme bozukluğu çeken Borges bu dönemde görme yetisini tamamen kaybetti. "Bana aynı anda hem 800,000 kitabı hem de karanlığı veren Tanrı'nın muhteşem ironisi" diyerek bu gerçeği kabullenmiştir. (Umberto Eco unutulmaz romanı Gülün Adı'nda yer alan ana karakterlerden kör kütüphaneciyi Borges'ten esinlenerek oluşturmuştur.) 1956'da Buenos Aires Üniversitesi'nde İngiliz ve Amerikan edebiyatı profesörlüğüne atandı ve 12 yıl bu görevi yürüttü. 1961'de Samuel Beckett'le birlikte Uluslararası Yayımcılar Ödülü'nü (Formentor Ödülü) kazandı. Bu ödül ona gecikmiş bir uluslararası ün kazandırdı. Gözlerinin görmeyişini şiire yönelerek telâfi etmeye çalıştı. 1970'li yıllarda ABD'de çeşitli üniversitelerde dersler verdi. 1973'te Peron geri dönünce, görevinden istifa etti. Ders vererek ve yolculuk yaparak geçirdiği zamanın meyvesi 1975'te basılan toplama hikâyelerin olduğu Kum Kitabı (El libro de arena) oldu. Dünya gezilerinin sonucu ona eşlik eden Maria Kodama'nın resimlerini çektiği yazılarını ise kendi yazdığı Atlas(1984)'la sonuçlandı. Zannedilenin aksine, Nobel ödülünü alamadan 87 yaşında, 14 Haziran 1986'da Cenevre'de karaciğer kanserinden hayatını kaybetti.