Zaman Sığınağı, hafızanın hem bir lütuf hem de bir hapishane olabileceğini dokunaklı bir dille anlatan, çağımızın en güçlü alegorilerinden biridir. Hikaye, gizemli Gaustine’in Alzheimer hastaları için İsviçre’de her katı farklı bir on yıla sadık kalınarak tasarlanmış bir "Geçmiş Kliniği" kurmasıyla başlar. Hastaların kendilerini güvende hissetmeleri için tasarlanan bu nostalji odaları, kısa sürede sağlıklı insanların da geçmişin konforuna sığınma arzusuyla toplumsal bir fenomene dönüşür. Gospodinov, bireysel bir tıbbi çözümün nasıl kitlesel bir kaçış planına evrildiğini ustalıkla işleyerek; Avrupa ülkelerinin hangi on yılda yaşayacaklarını belirlemek için referanduma gittikleri distopik bir tablo çizer. Geçmişin yeniden inşa edilmeye çalışılmasıyla gerçekliğin silikleştiği bu süreçte yazar, nostaljinin modern dünyada bir sığınak mı yoksa geleceği yutan bir canavar mı olduğunu sorgulatır. Eser, nihayetinde hatırlamanın yükü ve unutmanın kaçınılmazlığı arasında sıkışan insanlığın hüzünlü ve ironik bir portresini sunar.Oğuz Atay’ın diline aşina olanlar zaman zaman kendini Tutunamayanlar romanında hissedecektir.Keyifli okumalar…