Hosseini ‘ nin Bin Muhteşem Güneş kitabında Nana’nın kızı Meryem’e fısıldadığı o ağır sözler, her okuduğumda içimde bir yerleri sızlatıyor. "Erkeğin kalbi habis ve fesattır Meryem, bir ananın rahmine hiç benzemez. Kanamaz, sana yer açmak için genişlemez bile..”derken aslında sadece bir hayal kırıklığını değil, dünyanın en çıplak ve en acımasız gerçeğini yüzümüze vuruyor. Bir annenin rahmi; doğası gereği esneyen, acıyla büyüyen ve içindeki cana yer açmak için kendi bütünlüğünden vazgeçen, kanayan ama o kanla hayat veren mucizevi bir sığınak. Oysa bu satırlarda karşımıza çıkan erkek kalbi, o genişleme yetisinden tamamen mahrum, bencilliğin ve katı kuralların ördüğü dar bir oda gibi.
Bu sözleri düşündükçe, hayatın içindeki o keskin ayrımı daha net görüyorum. "Kanamaz, sana yer açmak için genişlemez bile" cümlesi, bir kadının bir erkekte aradığı o güvenli limanı neden her zaman bulamadığını o kadar iyi anlatıyor ki... Bir kadın ne kadar büyük bir sevgiyle, ne kadar devasa bir fedakarlıkla yaklaşırsa yaklaşsın; karşısındaki kalp eğer o rahmin şefkatine ve esnekliğine sahip değilse, hep bir "sığıntı" gibi kalıyor dışarıda. Nana aslında kızı Meryem’in (ve belki de hepimizin) kulağına şunu fısıldıyor: Kimseden senin için kendi konforundan vazgeçmesini, senin acınla genişleyip sana dünyaları vermesini bekleme. Çünkü bazı kalpler, içindeki o habis duvarları yıkıp kimseye yer açmayı beceremez; onlar sadece olduğu gibi kalır, taş gibi, sessiz ve kanamadan.