Sosyal medyada "Atatürk sevgimizi sorgulatmayız, sevmeyen acilen takipten çıksın!" diye klavye başında racon kesen o sığ profilleri izlemek tam bir komedi. İki kelimeyi araya getirip nitelikli tek bir içerik üretemeyen, entelektüel derinliği bir su birikintisi kadar olan bu dijital dükkan sahipleri, ne zaman etkileşimleri düşse ya da ne zaman liyakatsizlikleri faş olsa hemen "Kurtarıcı Kombini"ni giyip sahneye fırlıyorlar.
Sanki Atatürk, ömrünü cephelerde ve devrimlerde, bunlar yüzyıl sonra sosyal medyada "Unfollow butonuna bassın" diye tripli ergen ültimatomları versin diye harcadı! Adam aklı ve bilimi miras bırakmış; bizimkiler ise "Beğenmeyen tıkırtıyı kessin, burası benim çöplüğüm" kafasında dijital feodalizm oynuyor. Bu buyurgan ve ultra milliyetçi takılan tiplerin tek derdi, o kutsal mirası yüceltmek değil; düşen etkileşim oranlarını zıplatmak, ceplerini ve egolarını hamasetle doldurmak. Atatürk’ün arkasına saklanıp millete parmak sallayan bu etkileşim dilencileri, o asil fikirlere zerre katkı sunmadıkları gibi, kendi zavallı popülerlik savaşlarında koskoca bir tarihi de meze yapıyorlar. Hadi gülüm, başka kapıda kas primi. :))