Kdfn

Kdfn
Lisans
38 okur puanı
Kasım 2024 tarihinde katıldı
Etkileşim Düştü, Çek Bir "Kırmızı Çizgimizdir" Postu!
Sosyal medyada "Atatürk sevgimizi sorgulatmayız, sevmeyen acilen takipten çıksın!" diye klavye başında racon kesen o sığ profilleri izlemek tam bir komedi. İki kelimeyi araya getirip nitelikli tek bir içerik üretemeyen, entelektüel derinliği bir su birikintisi kadar olan bu dijital dükkan sahipleri, ne zaman etkileşimleri düşse ya da ne zaman liyakatsizlikleri faş olsa hemen "Kurtarıcı Kombini"ni giyip sahneye fırlıyorlar. Sanki Atatürk, ömrünü cephelerde ve devrimlerde, bunlar yüzyıl sonra sosyal medyada "Unfollow butonuna bassın" diye tripli ergen ültimatomları versin diye harcadı! Adam aklı ve bilimi miras bırakmış; bizimkiler ise "Beğenmeyen tıkırtıyı kessin, burası benim çöplüğüm" kafasında dijital feodalizm oynuyor. Bu buyurgan ve ultra milliyetçi takılan tiplerin tek derdi, o kutsal mirası yüceltmek değil; düşen etkileşim oranlarını zıplatmak, ceplerini ve egolarını hamasetle doldurmak. Atatürk’ün arkasına saklanıp millete parmak sallayan bu etkileşim dilencileri, o asil fikirlere zerre katkı sunmadıkları gibi, kendi zavallı popülerlik savaşlarında koskoca bir tarihi de meze yapıyorlar. Hadi gülüm, başka kapıda kas primi. :))
Duygu ve Düşünce
Reklam
Kemal Sayar'ın dediği gibi; 'kalbimizi serinleten inancımız olmasa, karanlık bir ormanda uğultuların peşi sıra kaybolur giderdik!’
Duygu ve Düşünce
Neye hasretse kalbin, Allah seni ona kavuştursun. Neyin eksikse, onun bolluğunu yaşa. Şifasını beklediğin ne varsa, Allah’ın müjdesine tutun. Kimsen yoksa Allah var. En yalnız hissettiğin zaman O’nun merhametini hatırla. İnsan bazen karanlıkta kaldığını sanır ama Rabbinin rahmeti en ummadığı anda yetişir. Geciken her şey belki de seni daha güzel bir kadere hazırlıyordur. Kalbini yoran ne varsa bir gün geçecek, yerini huzur ve ferahlık alacak. Sabırla edilen her duanın vakti geldiğinde nasıl güzelleştiğini göreceksin. Bu yüzden ne umudunu kaybet ne de Rabbine olan güvenini azalt. Çünkü Allah, kendisine sığınan kulunu darda bırakmaz, gönlünü sahipsiz bırakmaz. En çaresiz hissettiğin anda bile şunu hatırla: “Allah kuluna kâfi değil mi?” [ez-Zümer, 36] (Alıntı...)
1000Kitap
Mahremiyetten Kopuş, İdeallerden Vazgeçiş
İnsanın ruhunu daraltan, "nereye gidiyoruz?" sorusunu her köşe başında sorduran tuhaf bir zamandan geçiyoruz. Eskiden "açıklık" dediğimiz o ince çizgi, artık yerini her şeyin uluorta sergilendiği, mahremiyetin kurban edildiği bir "saçıklığa" bırakmış durumda. Bir bakıyorsunuz, küfür ve argo, en taze dillerde bile birer süs gibi, bir marifetmişçesine pelesenk edilmiş. Sosyal medyanın her mecrasında aynı yozlaşmanın ayak seslerini duymak, insanın içindeki umudu hırpalıyor. Asıl canımı yakan ise, henüz hayatın baharında olması gereken o gencecik yüzler... 2004’lü, 2005’li gençlerin, hatta henüz 15-16 yaşındaki çocukların gözlerinde o ışıltılı idealleri, o heyecanlı yarınları görmek yerine; erken yorulmuşlukları, her şeyi tüketmiş olmanın getirdiği o anlamsız boşluğu ve ağır gelecek kaygılarını görmek kalbimi sızlatıyor. Bir hedef uğruna ter dökmek, bir hayalin peşinden gitmek yerine, her duygunun hızla tüketildiği bu sığ sularda boğulmalarına seyirci kalmak çok ağır. Keşke onlara, hayatın sadece görünmekten ve tüketmekten ibaret olmadığını, asıl zenginliğin ruhun edebinde ve emeğin güzelliğinde saklı olduğunu anlatabilseydim; keşke bu yorgun neslin kalbine yeniden o saf ve asil heyecanları yerleştirebilseydim.
Duygu ve Düşünce