Bereket, pislikten arınmış lokmanın sihriydi! "Büyük lokma ye büyük konuşma" diyenlere inat büyük konuşmak için küçük lokmalar yemenin gerektiğini yeni anlıyordu. Sonra büyük lokmalara alışanların suskunlukları, konfora olan esaretleri geldi gözlerinin önüne. Evet, büyük lokmalarla ağzı tıka basa dolu olan insanoğlu sarp yokuşu aşamıyordu, hakikati haykıramıyordu, önlerini tıkayan ihtişamlı sofralar vardı. Helal kazananlar rızıklarının darlığından şikâyet ederler, doğrudur, helal rızık az olur. Şeytanın sofrası ise büyüktür, cömerttir, şeytanın kurduğu sofradan aç kalkan olmaz çünkü bu sofra tuzaktır, aç gözlü insanların ulaşmak istedikleri mekanik bir cennettir. Orada maden suyu, gazlı içecekle ayini bitirip şeytana geğirerek hamd ederler.
Bir toprak parçasını; hatıralarınız, sevdikleriniz, uğruna ölecekleriniz vatan yapar. Bütünüyle yalnızlaşanların bir müddet sonra bencilleşmesi de bu yüzdendir.
Kapı eşiği ceza sahasıdır. Buradaki nezaket, ahlâk, mahremiyet defanslarını kurallarıyla aşmazsan ofsayta düşersin. Ancak bu çizgiyi kurallara uygun biçimde aşarsan hata yapıp ceza görme sırası karşı tarafa geçer.