İnsanın doğduğu yer ve zamanda yaşanan olayların insanın kişiliğini ve kaderini nasıl etkileyebildiğinin en güzel örneği Ömer Seyfettin olsa gerek.
Büyük bir imparatorluğun son günlerinde Balkanlar'da sınır bölgesinde genç rütbede asker, büyük bir felakete tanıklık edip düşmana esir düşmüş...
Esaret sonrası sivil hayata geçiş, İttihat ve Terakki Cemiyetinde fikir mücadelesi, yazı hayatı, yürümeyen evlilik, yokluk, yoksulluk, geçim derdi...
Bütün bunlara rağmen yüreğinde vatan, millet ve Türkçe sevgisi herşeyin üzerinde olan ileri görüşlü kendi deyimi ile "ilim ve irfan adamı"
Kitabın kapağının alt başlığında "Ülkücü Bir Yazarın Romanı" ibaresi bulunsa da bu sizi yanıltmasın kitap esaslı bir biyografi.
Kitabın yazarı "Tahir Alangu" Ömer Seyfettin'i ve eserlerini öyle titizlikle inceleyip okuyucuya aktarmış ki neredeyse her söylediğini belgeye dayandırmış.
Ömer Seyfettin, çok genç yaşta daha 36'sında Cumhuriyet'in ilanını göremeden, hastalığına yanlış teşhis konması sonrasında hayatını kaybetmiş. Yokluğu genç Cumhuriyet için yeri doldurulamaz bir kayıp.
Edebiyata, Ömer Seyfettin'in fikirlerinin kaynağına, ülkülerine ve yakın tarihe meraklı olanların sıkılmadan okuyacaklarını düşündüğüm bir kitap olduğunu söyleyebilirim.