📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ruh bir at arabasına benzetilir; akıl sürücüdür ve onu çeken iki attan koyu olanı çeşitli arzuları ve iştahları temsil ederken daha aydınlık olanı (cesaret gibi) daha tinsel duyguları temsil eder.
Anlatıldığına göre bir adam, yedi sorunun cevabını öğrenmek için yedi yüz fersah yol katederek bir hikmet ehlinin yanına gider. Hikmet ehlinin huzuruna vardığında şöyle der: "Allah'ın sana verdiği ilim için yanına geldim; bana şunları haber ver: [1] Gökten daha ağır olan nedir? [2] Yerden daha geniş olan nedir? [3] Kayadan daha sert olan nedir?
[4] Ateşten daha sıcak olan nedir?
[5] Zemheriden daha soğuk olan nedir?
[6] Denizden daha zengin olan nedir?
[7] Yetimden daha zelil (çaresiz) olan kimdir?"
İlişkinin “bağlılık” mı yoksa “bitişiklik” mi olduğu konusunda yapılan tartışmalardan çıkar.Bağlılık bakış açısında, maddesel olanın dışındaki her şey madde olan beynin ürünüdür. Tam olarak ona bağlıdır.Bitişiklik bakış açısında ise maddesel olanın dışında olan, ondan farklı, onunla bir arada, bitişik bulunan “bir şey” vardır.Bilinç teorisinin önündeki en büyük engel, bilincin görülemez olduğu yönündeki inatçı tutumdur.Bilim, duyular aracılığıyla edinilen bilgiye dayandığı için, bilince ancak dolaylı olarak erişilebilmesi farklı ve yetersiz bilimsel teorilerin oluşumuna neden olmuştur.Francis Crick;“Soruna açık seçik bir çözüm öneremiyorum. Keşke önerebilseydim, ama şimdilik bu çok zor gözüküyor. Tabii bazı filozoflar bu gizemi çoktan çözmüş oldukları gibi bir yanılsama içindeler. Bilinç hakkında bilimsel düşünmenin ve en önemlisi, bilinç üzerinde ciddi ve kararlı biçimde deneysel çalışmaya başlamanın zamanı gelmiştir. Bilince ilişkin sorunları genel felsefi savlarla çözmenin imkânsız olduğuna inanıyoruz”
Biliminsanları da olmayacaktı. Felsefe meraka dayanır ve merak da bilime doğru uzanır.Bilim olmayan yerde de karanlık hâkim olur.Descartes (1596–1650), neyin önemli olduğunun farkındaydı:“...bir ulusun bireyleri felsefeyle ne denli içli dışlı olursa, o ulusun da o denli uygar ve ince ruhlu olacağına inanmak gerektiğine değinirdim. Böylece bir devlette var olabilecek en büyük nimet, o devlette gerçek felsefecilerin bulunmasıdır.”