Venedikli Tacir Antonio’nun arkadaşı Bassanio’nun sevdiği kıza kavuşabilmesi için paraya ihtiyacı vardır. Bunun için yahudi bir tefeciye giderler ve para karşılığı senet verirler. Ancak senet üzerinde dikkat çeken bir şart vardır. Eğer bu para süresi içinde ödenmezse Antonio’dan ‘bir okka et’ kopartıp alacaktır. Antonio’nun ise gemileri seferden gelince bu paranın çok daha fazlasını kazanacağını bildiği için hiç tereddüt etmeden basar altına imzayı.
Ama olacağı var ya, gemileri batıverir Antonio’nun ve tüm parası gemileriyle beraber karanlığa gömülür. Arkadaşı Bassonio, sevdiği kıza kavuşmuştur kavuşmasına ancak senedin sahibi bedelini ister. Ancak asıl amacı para değildir. Zira yufka yürekli ve isteyene faizsiz borç paralar veren Antonio, tefecilerden nefret etmekte ve daha önce yahudi tefeciye de ‘köpek’ diye belki de hakettiği bir hakarette bulunmuştur.
Yahudi tefeci para değil canını istemektedir Antonio’nun. Konu mahkemeye taşınır. Ancak kanunlar o kadar işlevsiz kalmıştır ki, ‘senette imza altına alınan şart ne ise onu ister, mahkeme de bunu icra eder’ diye bir kanun vardır.
Ancak akıllı ve adaletli hakim tefecinin niyetini idrak eder. Tefeciye dönerek ; ‘Senette ne isteniyorsa o, yani sadece bir okka et alınacak. Bir damla bile kan akmayacak, çükü senette kan alacak diye bir kayıt yok’ diye cevap verir. Tabi ki kan akmadan bir insanın kesilmesinin mümkün olmadığını bilen hakim, tefeciyi şoka uğratır.
Kaldı ki aynı kanuna göre bir hristiyan Venediklinin kanını akıtan da aynı kanuna göre cezayı hakedecektir. Adaletli Hakim, paranın birkaç katını teklif edilmesine rağmen kabul etmeyen yahudi tefeciyi, aynı kanunlara dayanarak öyle bir hale getirir ki, Atonio’nun canına kasteden yahudi tefeci, mahkemeden malının yarısını hakim kararıyla kaybetmiş şekilde