Kemikbahçesi

Kemikbahçesi
@Kemikbahce
İlk defa diğerlerinin ne düşündüğünün hiçbir önemi yoktu ve özgürdüm.
Arkama yaslanınca, karşımdaki duvarda Osman Hamdi Bey'in "Silah Taciri" tablosunun bir kopyasını gördüm. Bu resmin aslını dergi çalışanları ile birlikte Ankara Resim ve Heykel Müzesi'ne gittiğimde görmüştüm. Rehberimiz bize bu resmin, yaşa göre değişen değer yargılarını, kuşak çatışmasını, zamanın ver diklerini, aldıklarını, hayatın devir teslimini ve ölüm gerçeğini işlediğini uzun uzun anlatmıştı. Bana göre, "bulmak" isteyen bir oğul ile "bilmek isteyen bir ba banın resmiydi bu. Resme dikkatlice baktım: Çalımlı bir kıyafet içinde ayakta duran oğul, elinde tuttuğu kılıca, onda büyük bir mana bulmuş gibi bakıyordu; mütevazı kıyafetiyle babası ise, kucağındaki miğferin anlamını parlatmak istercesine, oturduğu yerden oğlu- na öğütler veriyordu. Oğul ihtiraslı, baba sütlimandı: Oğul, "bulduğunu sanarak", cafcaflı bir şekilde ölüme meydan okuyordu; baba, "bilmediğini bilerek, şata- fatsız bir şekilde yaşama doğru yürüyor, yaşamı işaret ediyor, yaşamı selamlıyor, "öğrenciliğe devam ediyordu. Bir kez daha bu resimde kendimi bulamadım: Ne oğuldum, ne de baba. Ne o şımarık oğlan kadar toydum, ne de hayatla barışık babası kadar kamil.
Sayfa 111 - Bigbang Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat Hikaye Öykü
Reklam
Karşınızda ölümle helalleşememiş ve makul süre ihlali yapmış bir adam duruyor. Aslında niyetim ölenle ölmek değildi, anlayabilmekti. Beni kıvamını bulmuş bir "denek" olarak gördüğünüzü çakozladığım an, kusursuz bir acıklı komedi geliyor dedim içimden. Eğer deneğiniz değil de "misafiriniz" olduğumu iddia etme sahteliğinde ısrarcıysanız, size dün gece gördüğüm rüyayı anlatıp, ortaçağda Avrupalıların yaptığı gibi üzerinize tüy dikmek istiyorum. Aranızda o dönemde tüyün neyin üzerine dikildiğini bilmeyen varsa, not alsın, profesöre gelecek ders sorsun. Rüyamda bir ormandaydım. Ağaçların dallarında, Dize'ye ait kumaş parçaları buluyordum. Kumaşları kokladıkça, yüreğim patlayacak gibi çarpıyordu. Koşmaya başladım. Koştukça, ağaçların sık dallarına çarptım, dallara çarptıkça, üzerimde kumaş parçaları birikti. Sonunda bitkin düştüm ve yere yığıldım. Çiziklerle dolu olan yüzümden ve kollarımdan ince ince sızan kanı üzerim- dekilere silmek için davrandığımda, Dize'nin beyaz bir elbisesinin içinde olduğumu fark ettim. Onun sesiyle konuştum: Gece, çok özledim seni. Hanımefendiler ve beyefendiler, şimdi isterseniz psikopatoloji haritanızın tam olarak hangi bölgesini okşayıp uyardığımı tartışın, terminolojinizden seçip seçip bilimsel kelimeler yakış- tırın, en uygun yaklaşım yollarını, tedavi yöntemlerini düşünün, uğraşın, didinin: Boş! Biliyorum sizde bol keseden dağıtacak serebropati var, hiperskrupulosi- te var, susto var, konfabülasyon var, cotard sendromu var, depersonalizasyon bozukluğu var, aralıklı patlama bozukluğu var... var oğlu var. Merak ediyorum, acaba sizin beyninizi hangi dinozor sikti? İnsanlara dayadığı- nız psikoterapileri, davranışçı terapileri, antidepresan- ları, antipsikotik ilaçları, elektroşok tedavilerini kıvırın da kendinize bir güzel uygulayın. Buraya,
Sayfa 99 - Bigbang Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat Hikaye Öykü
Neyi mi düşündüm? "Ne'nin kendisini, "nedeni, "nasıl"ı, "nerede"yi, "ne zaman"ı düşündüm. "Neden meraklı N harfi?" diye sorar şair Alova. Gördüm ki, en meraklı n'ler, aşkın ve ölümün n'leridir. Bu n'lerin sorduğu sorulara cevap verebilecek bir tek okul, bir tek kitap yoktur şu dünyada; tıpkı bir türlü yerini bulamayan hayatınızı, hem kalbinize hem beyninize nasıl mıhlayacağınızı anlatan bir ders olmadığı gibi. Beni hayatla yekvücut yapan kişiyi, yani Dize'yi kaybettiğimde , sizin gibi üniversite son sınıf öğrencisiydim. Dize'yi bulduğumdaysa, üniversiteye yeni başlamış ve ailemi çok kısa bir süre önce kaybetmiştim. Uzun sözün kısası, kaybolduğumda Dize'yi bulmuştum, Dize kaybolduğundaysa her şeyimi kaybetmiştim. Eğer Dize'yi hayatın olağan bir tansığı, milyarlarca canlının sırayla yaşayıp öldüğü bu dünyaya zamanında gelmiş ve zamansız gitmiş bir pırıltı olarak görebilseydim, onu gittiği yerde, kendimi de burada rahat bırakabilirdim. Sevdiğiniz insanı kaybederseniz, binlerce yıllık birikimiyle insanoğlunun size önerebildiği yegâne tedavi yöntemi zamandır Zamanla normale döneceğini öngörürler. Normalin ne olduğunu düşünürken bile bütün renklerinizden yılarsınız. Her kanadında ayn bir mevsimin adı yazılı olan bir rüzgârgülüne nefes verirsiniz ve pencereden sokağı seyreder gibi, dönüp duran, yazı, kışı, baharı öylece seyredersiniz. Toplum, bu zaman tedavisini makul bir süre boyunca sorgulamanıza izin verir.
Sayfa 98 - Bigbang Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat Hikaye Öykü
Bir kitabı ruhsuzca okuyacağıma ölürüm daha iyi dedim.
Sayfa 88 - Bigbang Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat Hikaye Öykü
Kitapsızlar Olmaz dediğiniz her şey oldu Ben de kalemden bir ağaç yapacağım şimdi.
Sayfa 86 - Bigbang Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat Hikaye Öykü
Reklam