Kemikbahçesi

Kemikbahçesi
@Kemikbahce
İlk defa diğerlerinin ne düşündüğünün hiçbir önemi yoktu ve özgürdüm.
Çevresinde dört mavi dünya vardır. Ancak rüyamızda görürüz onları. Boşver biz bize yeteriz. Fosil yakıtla nereye kadar gideceksin zaten? Fosilden sana yar olmaz. Güne şin enerjisinin neyi eksik? Ya mesir macunu yemiş bir bakire olan füzyonun neyi eksik? Fosil yakıtla gaza bas bas sonra da boka bat. Sera etkisi, Sera tepkisi. Sera bir gün tepecek hepimizi. Uzayda gezinmeye başlama. Önce kendi gezegenini kurtar. Ortasına sıçtın. Radyo- aktif zehirler mi dersin, kloroflorokarbon zıkkımı mı dersin, nükleer, biyolojik, kimyasal silahlar mı dersin... Kaç tane nükleer silah var? Bilmiyorum. Ne zararları var? Bir milyon yıllık "insanlık oyunu" perdeyi kapatır. Neyle oynayacağız biz o zaman? Yokluğumuzla. Amaaan ne fark eder ki, şimdi de yalnızlığımızla oynamıyor muyuz? Çok yalnızız. Hadi gel asit yağmuru sesiyle uyuyalım... Çok yalnızız. Evrende bizden başka akıllı canlı yok. Bir "akıllı" biz miyiz? Biz 3G ile bağlanıyoruz artık. Çatır çatır video, müzik... Uzaylılar neyle bağlanıyorlar? Onlar kablosuza geçeli ohooo çok olmuştur. Ha şöyle, biraz hafifinden al... Uzak duruyorlardır bizden. Etrafına bu kadar zararı dokunan bir tür, yalnızlığa mahkûmdur: Ne laf ama! Düşünme, geç bunları. Var olmak neymiş, yok olmak ne değilmiş çözersek bir gün ya? Kara bir deliğin içine düşmeden ve üzerimize sifon çekilmeden, paralel, dik bütün evrenlerin bütün limanlarına inersek ya? Ya aklımız ererse? Kendi fizik kurallarımızı yazacak duruma gelirsek bir gün ya? Ne olacak o zaman? "Oyun bitti" mi yazacak "gökte"? Dördüncü oldunuz. İnsan türü dördüncü olmuştur. Yetmiş ye nolu evrenin dört milyarıncı gök adasının yirmi bey kentilyonuncu gezegeninin baskın türü olan gatere yantes türü birinci gelmiştir. Yine de insan türü olarak başlangıç seviyesini başarıyla tamamladınız. Orta sevi yeye geçiniz.
Sayfa 82 - Bigbang Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat Hikaye Öykü
Reklam
Tunus Caddesi'ne vardığımda, üç katlı eski apartmanların arasına bir at başı gibi uzanan TÜBİTAK binası gözüme takıldı. Kafamı kaldırıp, metalik ve turuncu renkli bu koca binayı adamakıllı süzdüm. Yüz binlerce yıl boyunca, alet kullanma yetimizi geliştirmemizin bir sonucu olarak diktiğimiz bu bina, mimarisi ve işleviyle sanki yolumu kesmişti. Bu duygu bana, tek hücre den yola çıkıp da -milyonlarca canlı türünün arasından sıyrılarak- uzay seyahatini düşlemeye varan insanoğlu- nun hayranlık uyandıran fikir serüvenini anımsattı. İyi yol gelmiştik. Geldik de ne oldu Gece Bey, diye çıkıştı iç sesim! Son zamanlardaki bu “baş döndüren değişim" ile, bu teknolojiye "yetişememe" hali ile epey bir ekşi medik mi? Yeni nesil askeri oyuncaklar, askeri giysiler, askeri manevralar, askeri şunlar bunlar için yılda bir bu çuk trilyon doları gözümüzü kırpmadan masanın üstü ne koyarken, her beş saniyede bir çocuk açlıktan ölmü yor mu? Kızılderililer gibi "Çok hızlı yol aldık, ruhları mız geride kaldı, onları bekleyelim" de diyemiyoruz Yirmi birinci yüzyıl attı mı mangalda kül bırakmıyor ama pusulanın bir ucunda şişmanlıktan, öteki ucunda açlıktan kırılıyoruz. Açlık. Günde on yedi bin küsur, yılda altı milyon küsur aç çocuk ölüsü. Aç çocuk ölüsü. Aç ölü. Yıl iki bin dokuz. Ölü bile aç. Bilmem kaç küsur. Sayılar. Sadece prezervatifin "kurtarabileceği" sayılar. Prezervatiften başka dostu olmayan sayılar. Gemi iyice azıya alan kanserle AIDS, haydi başka çağa: Bu çağ acından ölenlerin çağı olacak... Ezberle çocuğum: İlk Çağ, Orta Çağ, Yeni Çağ, Yakın Çağ, Sakın Çağ. Biz şu anda Sakın Çağ'da yani "sakın doğma, doğarsan da sakın düşünme" çağındayız çocuğum. İzm'lerin hepsini denedik, olmadı, şimdi whateverizm çağındayız çocuğum... Başka şeyler düşün Gece. Başka şeyler düşün. Çağın mesleği olan
Sayfa 79 - Bigbang Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat Hikaye Öykü
"Kazan-bildiğimiz-Kazanmış (Karalama 6) El değmemiş kitap sırtüstü mutlu rüzgâr yağsız kapıyla oyunda süpürge saçsız kıvrılmış yine de git-gel'i özlüyor köşede sehpa üç ayağıyla cambaz dördüncü ayak koşuluyor tozlu TV'de Benlerini saklayan iki yumruk var iki avucun içinde nefesler alınıyor ama sadece taksitle hayali bir kahraman bekliyor iki çocuk yirmi birinci yüzyılın düşüncelisini bekliyor uçamasa da dışarıdaki cadıyı kovsun kazanını söndürsün diye
Sayfa 76 - Bigbang Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat Hikaye Öykü
Öleceği günü bilen insan nasıl yaşar, neler hisseder, hayatında neler değişir, hep bunları düşündüm.
Sayfa 69 - Bigbang Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat Hikaye Öykü
Karalama
Adamyalnızlık yalnızlıkkocabiradam birbirine yapışan yapraklar gibi hatta bir orman gibi kimin yeşili kimin cebinde
Sayfa 34 - Bigbang Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat Hikaye Öykü
Reklam