Keskin bir dille kaleme aldığı eserinde yazar, radikal görüşleriyle okurla arasına bir barikat kurduğunu açık ve net ortaya koyuyor.
Siyasi tarih ve iktidar eserin temelini oluşturuyor.
Türkiye tarihinde yer almış siyasi olayların yaşandığı döneme tanıklık eden bir ailenin en son kuşağı olan on yedi yaşındaki bir kızın hikâyesi.
Sokakların tehlikesinden daha güvenli bulduğu ağaçların tepesinde yaşamaya karar verdiği andan itibaren kızın geçmişine doğru bir yolculuk başlıyor.
Sık sık babaannesinden bahsettiği kitap ve onun mutsuzluğu kızın hayatında önemli bir yer tutmuş. Babaanneye ait argo kelimeler cümlelerde okura rahatsızlık verecek kadar ön plana çıkıyor.
Okurken kelimeleri yuvarlayarak, hızlı hızlı sanki arkadan biri kovalıyor gibi bir okuma yaptıracak kadar abartılı küfürler içeriyor.
Türk edebiyatında tartışmalara açık 'ARGO ' okura bir yerden sonra rahatsızlık vermediği sürece tadında kalmalı, o kadar da abartılmamalı bence.
Bu konuya fazla takılmazsak kitap, yazarın siyasi düşüncelerini çok açık ve net olarak empoze etmeye çalıştığı; ben burdayım, burdaydım ve hep burada olacağım dediği duruşunu belli ettiği bir eser.
Kitap karakteri kızın, hayatında yer eden mutsuz bir anne ve bana dokunmayan yılan kırk yıl yaşasın diyen ilgisiz bir babanın dolduramadığı boşlukları hayatının merkezine koyduğu arkadaşlarıyla tamamlamaya çalışıyor. Yaşadığı her olayı söylediği her cümleyi arkadaşlarıyla tamamlıyor.
Sığındığı ağaç tepesinde bazen okura bazen de yeryüzüyle bağlantısını koparamadığı kendisine yazarın kitapta eşlik ettirdiği diğer karektere anlattığı anıları onun iç dünyasını yakından tanımanızı sağlıyor. Büyük bir acının çığlıklarını okurken duyabiliyorsunuz.
Bir nevi hayattan kaçış olarak gördüğü bu hareketi aslında onun hayata