Mükemmel bir eser...
Daha iyi nasıl ifade edilebilirim diye düşündüm ve kelimenin karşılığı fevkaladenin fevkinde olarak karşıma çıktı.
Bu kitap baştan belirteyim, sizi bir hayli sarsacak, biraz
Çöplük,iki kadının yarım kalan hayatını anlatır.Rus satranç oyuncusu Kasparov kadar iyi satranç oynayan Leyla ve dünyaca ünlü orkestra şefinin biyografisini yazmaya çalışan Yıldız.Farklı başlıklarda
Çöplük kolay kolay özetlenecek bir kitap değil.. ''Geçmişimin olmadığını sanırdım. Çünkü hayat hep beni ileriye götürürdü bir rüzgar gibi. Bugün bir geleceğimin değil, geçmişimin olduğunu anladım.''
Kurgusu harika ...
Kitap okumayı sevenlerin ortak bir mutluluğu vardır , iyi bir yazarla daha tanışmak …
Bu öyle bir hazdır ki bence çok az kişi bunun farkındadır.
Şebnem İşigüzel işte benim için öyle oldu.
Leyla ve Yıldız ile beraber anlatıcı rolünde kendini Çöplük’ e ait kılarken yan karakterlerinin de beslendiği geniş bir alan oluşturmuş okuyucu için yazarımız.
İki farklı kadın ama bir bütün…
Birbirlerinin tamamlayısı olurken bu dünyanın çirkinliğinin temsili çöplüğün en derin halinde yaşayan Leyla ile kendi evinde kurduğu çirkinliğinde Yıldız.
Satranç , müzik , büyük yazarlar birer birer kitaba hizmet etmiş başroller.
Kurgu mu gerçek mi emin olamadığınız noktaların gerçekliğinde kitaba son noktayı koyarken aslında hayat gibi kesin sonların olmadığını anlatan son bölüm. Şaşırtıcı ve de şüphe ettirici.
Yazarın gerçekçi kalemi rahatsız edici noktalara gelse bile iyi bir şeyler okumanın keyfi ile üzeri örtülebiliyor.
Çöplüklerin bizlere uzak hayalü belki ancak böyle okuyucunun zihnine kazınabilirdi ki oda çok iyi başarılmış emin olun.
Tanışılması gereken bir yazar.
(Söylemek zorundayım dini kavramlara karşı kullandığı bir iki cümle okuyucu olarak beni üzdü. Fikir sunmak ile hakeret etmek bambaşka şeyler. )
Yıldız ve Leyla arasında bağlantı arayışlarım sonunda yerini buldu. Şebnem yine dedektifçilik oynattı bana. Farklı bir tarz bu. Sarmaşık kitabını da çok sevmiştim ama burda geçen isimleri hiç hatırlayamadım.
Yazarın okuduğum ilk kitabı.Kitap aklıma geldikçe hala burnuma çöp kokusu gelir ve satranç.Okuduğum en iyi kurgulardan biri diyebilirim.On yıldır hala etkisini taşıyorum.
Jean Christophe Grange okuduğumda evsizlige merak saran ben bu kitabi okuduktan sonra inanılmaz irkildim olayın romantik boyutundaymisim oysa gerçekler epey farkli ve can acıtıcı. Zaten kis mevsimini sevmiyordum simdi birde evsizlerin ısınma mücadelesi surekli aklıma geliyor (yazarın taksimde isyerlerinin havalandirmalarinda ısınmaya çalışan evsizleri anlattığı sahneden dolayi) sarsıcı bir kitap...
Okuduğum en güzel romanlardan biri diyebilirim. Sevmiştim hala da seviyorum aslında. En sonda romanın kahramanları ile röportaj diye aslında uydurma olan bir bölüm var orayı okumazsanız çok şey kaybedersiniz çünkü kitabı sonu tamamen değişiyor diyebilirim.
Sarsıcı bir kitap. Leyla ve Yıldız. Ayrı ama aslında bir.
Başarılı bir satranç oyuncusu Leyla ve dünyaca ünlü bir şefin biyografisini yazan akademisyen Yıldız.
Yaşamını bir çöplükte, kötülüğün içinde geçiren Leyla, annesinin hayaletiyle evinde içindeki kötülüğü yeşerten Yıldız.
Karakterlerin hezeyanlarını okurken Şebnem İşigüzel anlatıcı olarak romana dahil oluyor ve dünyaca ünlü yazarlardan alıntıları da bize aktarıyor.
Kitapta vurgulanan "geçmiş" bazen bir anahtar, bazen bir gazete kupürü bazen de bir hayalet olarak bize aktarılmış.
Bazı sahnelerde mideme yumruk yemişim gibi hissetsem de asıl yumruk kitabın son kısmında beklemediğim anda geldi.
Kitaba sahaf arkadaşın tavsiyesiyle başladım ve böylelikle yazarla tanıştım. Bu kitap için sayfalarca analiz yaptım ama kitabın sonuna gelince kitabın ne tamamen gerçeği yansıttıgını, ne kurgu
İlk ve orta öğrenimini Yalova'da tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Antropoloji bölümüne girdi. Pek çok dergi, gazete ve televizyon kuruluşunda muhabirlik ve editörlük yaptı. 1993 yılında ilk kitabı olan Hanene Ay Doğacak ile Yunus Nadi Öykü Ödülü'nü kazandı. Bu kitabı Öykümü Kim Anlatacak (1994) ve ilk romanı olan Eski Dostum Kertenkele (1996) takip etti ve Eylül 2009 da "Kevnedostê Min Gumgumok" ismiyle Ronî War tafından Kürtçeye çevirildi. Bir kız (Tamar) ve bir oğlan (Ararat) annesi olan yazar hayatını yazarak sürdürmektedir.