Kenan Kaya

Bazen senin elinden birşey gelmez Öylece kalıp seyrettiğini düşün Kalptendir gelen gözyaşları Silmek ne mümkün... Kenan Kaya
Şiir
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sessiz sakin
Sessiz sakin oturuyordum Zihnim, beynim Yine sen sağanakları Çok değil, belki birkaç gün oldu Ben de takvimler, tarihler karıştı Belki ay, belki yıl Yerde bardak kırıkları Konuştuğum aynalar Bu yaşlar, bu çizgiler Saçma sapandı suçlamalar Kendi yansımam, senin yüzün Sarılamıyorsan kader değil Bıraktığın dünya Ay yerinde yoktu Sanki bir güneş tutulması Belki de bu gökyüzü ikimiz yüzünden kapalı. Kenan Kaya
Şiir
Doğal ve Saf
Bilmek biliminin aşka yok bir tarifi Ben bir kayboluşu yazmıyorum, bu bir varoluş... Birisinde kendimi bulmayı Sevginin güzel ve gerçek olduğunu Ve bu farkındalıkla, seni bilmek iradesine sahip olmayı Yapay değil... aramızda maskelerin olmadığını Ve bunu tüm kalbimle savunuşumu Ellerini tutabilmek, Ve gözlerinde kaybolmanın nihai huzurunu Beraberken, kalplerimizin atışını ölçmek gibi Böyle eylemlerimin olmasını Zaten zor, zaten imkânsız... Seninle duran bir zamanı kontrol etmek Böyle bir güce sahip olup, her şeye meydan okumayı Paha biçilemez... Geçmişte kalmasının ve unutulduğu zannedilirken Seslenip hayalinle iletişim kurmayı Buluşmalarımızı geriye döndürmek gibi bir çabam Her an'ı canlandırmak Ve o anları tekrar tekrar yaşatmayı Her dakika, her saniye... Çünkü defalarca izlemek istiyorum o sahneleri
Şiir
Kirpi İkilemi Arthur Schopenhauer, 1851’de yayınladığı “Parerga ve Paralipomena: Kısa Felsefi Denemeler” adlı eserinin 396. bölümünün bir kısmında, kirpilerin soğukta kaldığı anlarda karşılaştıkları ikilemi anlatıyor: “Soğuk bir kış sabahı çok sayıda oklu kirpi, donmamak için birbirine bir hayli yaklaştı. Az sonra, oklarının farkına vardılar ve ayrıldılar. Üşüyünce, birbirlerine tekrar yaklaştılar. Oklar rahatsız edince yine uzaklaştılar. Soğuktan donmakla, batan okların acısı arasında gidip gelerek yaşadıkları ikilemi, aralarındaki uzaklık, her iki acıya da tahammül edebilecekleri bir noktaya ulaşıncaya kadar sürdü. İnsanları bir araya getiren, iç dünyalarının boşluk ve tekdüzeliğidir. Ters gelen özellikler ve tahammül edemedikleri hatalar onları birbirinden uzaklaştırır. Sonunda, bir arada var olabilecekleri, nezaket ve görgünün belirlediği ortak noktada buluşurlar…” Schopenhauer bu bölümde kirpilerin soğukta kaldığı bir anda karşılaştıkları ikilemi anlatmaktadır. Schopenhauer’in yazdığı bu bölümün bir kısmı, daha sonra Sigmund Freud’un 1921’de yayınladığı ”Grup Psikolojisi ve Ego’nun Analizi” adlı eserinde dipnot olarak yer bulur. Freud, ana-oğul dışında tüm insan ve grup ilişkilerinde gözlenen çatışmayı açıklamaya çalışırken “Schopenhauer’in ünlü donan oklu kirpi benzetmesindeki gibi, hiç kimse, komşusuna fazla yaklaşmaya katlanamaz.” der. Hem Schopenhauer’in, hem de Freud’un kullandığı bu kavram, insan ilişkilerini konu eden önemli bir ikilem haline geldi. İkileme göre ne kadar iyi niyetli olursanız olun biriyle fazla yakınlaşır, fazla içli dışlı olur, fazla samimileşirseniz, istemeden de olsa o kişiyle çatışmaya ve birbirinize zarar vermeye başlarsınız. Oysa ki asla geçmemeniz gereken bir çizgi vardır ve o çizgiyi geçmeniz, ilişkinin hasar almasına ve