Ölüler bile, yarım yamalak kalan hikayelerini tamamlamak için bir meleğin kanatlarına yapışıp dünyaya geri döner bazen. Rüzgar olur evinin etrafında eser, börtü böcek olur toprağa karışır,rüya olur uykulara yapışır, bir hatıra olur vakitli vakitsiz akla gelir. Sen gelmedin
Eksiğini fazlasını istemedim.
Zararımı karımı istemedim.
Bir yerlerde beni bekleyen bir dikili taş vardı.
Bir avuç toprak.
Biraz ekmek ve su.
Sana soracağım bir kaç soru, alacağım bir iki cevap vardı.
Okunur okunmaz silinen bir kelime oldum.
Harflerim tastamam da noktalarım eksik kaldı senden sonra.
Senden kalan ne varsa önüme yığdım bir gece. Bana aldığın arkası kuşlu aynayı, ahşap tarağı, inci boncuğu, türlü renkteki yazmayı, dilinde yalnızca benim için dökülen kelimeleri, dönüp son kez baktığında geride bıraktığın bakışını nedensiz susuşunu, geldiğin akşamların neşesini. Gittiğin yolun tozunu, içtiğin sigaranın külünü, haber göndermediğin yılların sayısını eteğime topladım.