İnsanın hayat karşısında yaptığı seçimleri merkeze alan bir eser. Kitap boyunca iki farklı yaşam anlayışı karşı karşıya gelir. Biri hazların, anlık heyecanların ve estetik zevklerin peşinden giden hayat diğeri ise sorumluluk, bağlılık ve ahlaki tercihlerin şekillendirdiği hayat. Kierkegaard hangisinin doğru olduğunu doğrudan söylemekten çok insanı kendi seçiminin sonuçlarıyla yüzleştirir. Eserin en güçlü tarafı, hayatın aslında seçimlerden kaçılarak yaşanamayacağını göstermesidir. Çünkü seçmemek de bir seçimdir. Kierkegaard’a göre insanı olgunlaştıran şey sürekli yeni şeyler peşinde koşması değil, yaptığı tercihin sorumluluğunu üstlenebilmesidir. Bu yüzden kitap sadece aşk, evlilik ya da ahlak üzerine değil, insanın kendisi olma mücadelesi üzerine de düşünür.
Bazı bölümleri ağır ve dağınık gelebilir ancak kitabın merkezindeki mesele oldukça canlıdır. İnsan nasıl yaşamalıdır? Keyfin peşinden giderek mi, yoksa anlam ve sorumluluk arayarak mı? Kierkegaard kesin cevaplar vermekten çok bu soruyu okurun önüne bırakıyor.