Sanki şimdiye dek alçakgönüllülük, saflık, boynu büküklük, tek sözcükle kutsallık, yaşama çekinilecek şeylerin ve günahların topundan daha çok zarar vermemiş gibi…
Tanrıbilimciliğin burnu büyüklük içgüdüsünü, bugün kişinin kendisini “ idealist” duyduğu her yerde buldum. Kişinin, yüksek bir kaynağa dayanarak, kendinde gerçekliği tepeden, yabancı gözlerle bakma hakkını bulduğu her yerde
Sonuçta hiç kimse, kitaplar da dahil olmak üzere, hiçbir şeyden bildiğinden fazlasını çıkaramaz. İnsan yaşantı yoluyla erişiminin olmadığı hiçbir şeye kulak veremez.
İnsanın kendisi olmasının koşulu, ne olduğuna dair en ufak bir fikrinin bile olmamasıdır. Bu açıdan bakıldığında hayattaki yanlış kararların, ara sıra sapılan yan yolların ve çıkmaz sokakların, gecikmenin, tevazunun, asıl görevden uzaklaşan başka görevlere verilen emeğin bile bir anlamı ve değeri vardır.