İnsanların kendi hayatları üzerinde karar verebilme, hayatlarını istedikleri yönde yönlendirebilme yetkilerinin sağlıklarıyla çok yakından alakası var. Yani insan sadece karnı doyduğunda, her şeyi maddi olarak yerinde olduğunda keyif yapabilen, rahat olabilen bir canlı değil. Zihinsel bazı artılara da ihtiyacı var insanoğlunun. Özellikle hayatında yaratıcı bir faaliyet varsa, kişi stresini o zaman çok kolay yönetebiliyor.
Ölmeyecekmiş gibi yaşamak, ölümü gerçek bir stres nedeni haline getirir. Halbuki ne zaman gelebileceği belli olmayan bir ölümün bilinci, yaşamın her ânını çok daha kıymetli kılar. Her an kaybedebilecek olma, sevmenin ve kıymet bilmenin anahtarıdır.
İnsan zihni “şimdi”de, “şu an”da uzun süre duramıyor; sürekli olarak ya geleceğe yahut geçmişe sıçrayıp duruyor. Bu da onun “kusuru” değil, temel yapılanma ayarlarından birisi.