k.

Bir gün geriye bakıp arkanda yalnızca temiz havlular, ütülü çamaşırlar, yıkanmış bulaşıklar gördüğünde, bu hayat senin mi, yoksa başkalarının mı; cevaplayamayacaksın.
Sayfa 46
1000Kitap
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yıkadığın her tabakta, ovaladığın her lavaboda seni bir kez daha öldürdüklerini hiç bilemeyecekler. Tozlu döşeme halılarında, kirli banyo fayanslarında devamlı silip süpürdüğünün kendi hayatın olduğunu fark edemeyecekler; ama sen susacaksın.
Sayfa 44
1000Kitap
Ben değişiyorum, düşüncelerim gelişiyor; ama temelde meselem aynı.
Sayfa 29
1000Kitap
12 yaşımı hatırlıyorum. 14 yaşında iki oğlan çocuğun konuşmasına şahit oluyorum. Biri babasıyla ilgili kötü bir şey söyleyecekken diğeri onu daha cümlesini bitirmeden susturuyor, "Şşşş... Ağır ol oğlum..Baban o senin." diyor. Beriki, susuyor tabii. Sessizliğin de suçluluk duygusu var. Ve ben bu konuşmayı duyduğumda "Ne kadar da olgun bir çocuk." diye düşünüyorum, arkadaşını susturan oğlan için. "Ne olursa olsun o senin annen/baban abin/amcan/teyzen/öğretmenin" gibi cümlelerin dünyaya iyilik getirdiğini, doğrunun bu olduğunu sanıyorum o zamanlar, çoğunluk gibi. Arkadaşının “hata" etmesini önleyen çocuğa akıllılık, iyilik, erdemlilik, güvenilirlik gibi sıfatlar yüklüyorum zihnimde. Susturulan çocuğun hissi ve düşüncesi, babasına dair memnuniyetsizliği ise itibarsızlaşıyor, meşru olamıyor, henüz ifade edilemeden bile. Uzun yıllar iyilik, erdemlilik sandığım şeylerin aslında kötülüklerin kaynağı olduğunu fark etmem yıllarımı alıyor.
Sayfa 9
1000Kitap
Bir kız çocuğuna kendisini değersiz hissettirmenin en kestirme yolu, dünyaya başkalarına hizmet etmek için geldiğini, varlığının kendinden menkul bir değeri olmadığını ona doğduğu günden, hatta öncesinden beri aşılamak olsa gerek.
Sayfa 19
1000Kitap