Keviri La Herşey Redle Başlar

Türkiye’nin yerli baz istasyonu ULAK Projesi, FETÖ’nün önce sabotaj sonra hem ele geçirme hem sabotaj girişimleri. Şimdi de Gerici Fırka’nin ULAK ve 5 G rahatsızlığı. “Türkiye dünyaya göre 5G’ye geç kaldı.” Bu ifade tamamen manipülasyon. Gelin olayı baştan anlatalım. Türkiye mobil haberleşmede kullandığı baz istasyonlarını yurtdışından satın alıyordu. 1 baz istasyonu kurulum maliyeti dahil 150 bin ila 250 bin dolar arasına mal ediliyordu. Türkiye’nin baz istasyonu teknoloji için 1 yılda 1 ila 1.5 milyar dolar dışarıya para veriliyordu. Ericsson (İsveç), Huawei (Çin), Nokia (Finlandiya) ve ZTE (Çin) gibi firmalara Türkiye milyarca dolar vermek durumunda kalıyordu. Bu birinci sorundu ancak daha büyük bir sorun vardı. Güvenlik. Baz istasyonundan hem arama hem de mobil internet verililerinin tamamı geçiyordu. Bunun ne demek olduğunu birkaç ay önce MİT’in yaptığı gezici sahte baz istasyonunu operasyonunu hatırlayanlar anlayacaktır. Bir ajan ekibi konuşmaları dinlemek mobil trafiği görmek ya da konum verilerini almak için sahte baz istasyonu ile dinleme yapmaya çalışmıştı. Kurumsal firmalarla ne kadar iyi sözleşme yapılırsa yapılsın günün sonunda senin olmayan donanım senin olmayan yazılım kriz anında sana karşı kullanılacak bir silaha dönüşecektir. Türkiye 2013’de bir karar aldı ve kendi baz istasyonunu geliştirme kararı verdi. Bu büyük bir adımdı ama devlet içine sızmış çete durumu farkedince önce ULAK projesini sabote etmeye çalıştı, “ne gerek var dedi, satın alıp dünyadaki hıza hızlı adapte olalım geç kalmayalım, dedi. Dışardan satın almak Türkiye’de üretmekten çok daha ucu kaynak israfı dedi.” ancak dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın özellikle 17/25 Aralık Süreci’nde de yaşanılanları görünce çok daha büyük bir kararlılıkla bu projeyi geliştirme iradesini
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
alıntıdır Looo
"Beyniniz size sürekli yalan söylüyor.(Herkesin okumasını öneririm) Ve en rahatsız edici kısmı bu: Ne kadar zeki olursanız, o yalanlar o kadar ikna edici oluyor. Adı Daniel Kahneman. 2002'de Ekonomi Nobel'ini kazandı. Hiçbir zaman ekonomi dersi almadı psikologdu. Ama insanların nasıl karar verdiğini o kadar iyi açıkladı ki, iktisat bilimini kökünden değiştirdi. Kahneman'ın keşfettiği şey basit ama ürkütücü: Beynimiz iki modda çalışıyor. Sistem 1: Hızlı, otomatik, sezgisel. Yüzü tanıma, tehlike hissetme, "bu kişi güvenilir gibi görünüyor" deme. Çaba harcamaz, sürekli çalışır. Sorun? Atlayıp gider, çabuk yargılar verir ve asla durmaz. Sistem 2: Yavaş, dikkatli, mantıklı. Matematik yapma, planlama, kanıt değerlendirme. Ama tembel sadece zorunlu olduğunda devreye girer. Günlük hayatınızın %95'i Sistem 1 ile geçiyor. Ve Sistem 1'in bir sorunu var: Size hissettirdiği her şey "gerçek" gibi gelir. Kahneman bunlara bilişsel yanlılık (cognitive bias) diyordu. En önemlileri: Çapa Etkisi (Anchoring): İlk duyduğunuz rakam tüm kararlarınızı etkiler. Bir ürün 1000$ ise sonra 500$ görünür "ucuz". Aslında hiçbir referans noktanız yoktu. Kaybetme Korkusu (Loss Aversion): 100$ kaybetmenin verdiği acı, 100$ kazanmanın verdiği mutluluktan yaklaşık 2 kat fazla. Bu yüzden riskten kaçınırsınız genellikle kendi zararınıza. Aşırı Güven (Overconfidence): Özgüven, doğruluğun göstergesi değildir. Bir hissi. Hikayeniz ne kadar tutarlıysa, kendinize o kadar çok inanırsınız kanıttan bağımsız olarak. İşte burası en çarpıcı kısım: Daha zeki insanlar daha fazla yanılıyor. Neden? Çünkü zeki bir beyin, Sistem 1'de daha hızlı ve daha tutarlı hikayeler üretir. O hikaye ne kadar akıcıysa, Sistem 2 o kadar az şüpheyle yaklaşır. Sonuç? Aynı hatayı ama daha yüksek özgüvenle
Edebiyat
G.Y, 26 yaşında. Sokaktan alıp eve götürdüğü kediden kaptığı parazit gözünde %80 görme kaybına neden oldu. Sokaktaki kedilerden uzak durun, çocuklarınızı tembihleyin.
Alıntı
Almanya'nın her şart altında İsrail'e olan desteği çoğu kişiyi şaşırtsa da, konu yalnızca siyasi destekten ibaret değildir. Almanya tam anlamı ile -manasında tam anlamı ile- İsrail'in yalnızca rehini değil, resmileşmiş tek goy devletidir. "Bu kadar da olur mu?" denilebilir. Olur ve oluyor da. - Almanya, 1952 Lüksemburg Anlaşması'ndan bu yana İsrail'in sanayi, ulaşım ve enerji altyapısına 30 milyar euro, Holokost mağdurları ve Yahudi kuruluşlarına ise 100 milyar eurodan fazla ödeme yapmıştır. Resmi tazminat süreci 1996'da bitmesine rağmen bugün hala 2 milyar euroya yakın tutar (mağdur yakınlarına) yıllık olarak ödenmektedir. - Ayrıca 'Holokost eğitimi' adı altında her yıl; Okullardaki tarih müfredatı/kitaplarının en az %20'sinin Holokost'a ayrılması ve öğrencilerinin toplama kamplarına götürülmesi gibi uygulamalara ek 100 milyon euro daha bütçe ayrılmaktadır/zorundadır. - Alman iç ve dış istihbarat birimleri Mossad ile tamamiyle koordine halindedir. BND ve BFV, topladığı tüm verileri Almanya'da ki Mossad merkezleri ve ekipleri ile doğrudan paylaşır. - İsrail'in ilk nükleer tesislerinin finansmanı dahil olmak üzere, Almanya İsrail'in hemen her askeri projesinin finansmanını ya doğrudan, ya da ortaklık adı altında sağlamaktadır. Örneğin: - Dolphin sınıfı denizaltılar İsrail'e maliyetinin üçte biri fiyatına verilmiş, kısacası adeta hibe edilmiştir. - Mercedes, BMW, Volkswagen, Bayer, Siemens, Bosch, BASF gibi Alman devleri bugün İsrail'in en büyük destekçileridir. Bu şirketlerin birçoğu Tel Aviv’de devasa merkezler üzerinden siber güvenlik, savunma, yapay zeka, tıp, kimya ve diğer alanlarda İsrail'e -neredeyse karşılıksız olarak- hizmet vermektedir. - Alman vatandaşlığına geçişte bazı eyaletlerde (Saksonya-Anhalt vs.) "İsrail devletinin varlık hakkını tanınması ve
Alıntı
“İnancınız sizi mutlu etmiyorsa o din değildir, ya da siz anlamamışsınızdır.”
Alıntı