Keviri La Herşey Redle Başlar

Yahudi hahamlar, dünyanın neden kendi çevrelerinde döndüğü şeklinde yorumluyor? Yahudi Haham: "Yahudiler kitapta zikredilen toprağın tamamına yerleşecekler. Nil'den Fırat'a kadar. Sadece Gazze, Yahudiye ve Samarya değil, Lübnan'ın tamamı, Türkiye, Suriye, Ürdün ve Mısır'ın bir kısmı da olacak. Mesih geldiğinde her Yahudinin Yahudi olmayan 2800 kölesi olacak."
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sultan Abdülhamid Han'ın sürgün dahil her zaman yanında olan ve 10 Şubat 1918' de son nefesini verirken de yanında olan eşi Müşfika Kadınefendi ve onun son zamanlarında kalma bir fotoğrafı... "Oğlum geçinemiyorum beni âciz bırakma..." Bu sözlerle zamanın Başbakanı Adnan Menderes'e mektup yazıp yardım istemek zorunda kalmıştı Müşfika Kadınefendi. Bu arada o dönemde nasıl bir Osmanlı düşmanlığı olduğunu, bir Başbakanın nasıl zor durumda kaldığını gösteren bir hadise... • Mektubun içeriği: Müşfika, mektubunda "Ben merhametli milletimize tarihin emaneti gibiyim, devletten ve milletten başka dayanağım yoktur, aciz bir şekilde yaşamama rıza göstermeyin" diyerek ve mektubun sonunda "Oğlum, halimi arz ettim, sevgi ve dualarla gözlerinizden öperim" şeklinde ifadeler kullanarak durumunu Menderes'e ileten bir mektup yazmıştı. 26 Ekim1954'te, Gecenin yarısında cennet mekân Sultan Abdülhamid Han’ın kızı Ayşe Osmanoğlu ile annesi Müşfika Kadınefendi’nin kaldığı evin kapısını çaldı. Gizli ziyareti yapan Adnan Menderes .. İçeri girip her ikisinin de ellerini öptükten sonra: "Siz bize veli nimetlerimizin emanetlerisiniz.Fakat maalesef sizlerle bugüne kadar alakadar olamadım. Çok özür dilerim çevremiz böyle tavırları hazmedemeyecek insanlarla dolu !.."diyerek, Osmanlı’nın bu aziz analarına, kimseye muhtaç olmamaları için bir zarf bırakıp,örtülü ödenekten maaş bağlamış fakat 27 Mayıs darbesi ile bu para kesilmiş ve Adnan Menderesin asılma sebeplerinden de biri olmuştur. Hepsinin ruhları şad olsun. Mekanları cennet olsun.
Hayata Dair
Nakşiliğin İlk Dersi Medresede Değil, Suda Verildi. Nakşibendi yolunun temeli olan "Hafi Zikir" (Gizli Zikir), kuru bir seccadede değil ciğerlerin zorlandığı bir suyun altında doğmuştu... Genç Abdulhalik (Gucdüvanî), Buhara'da ilim meclisinde hocası İmam Sadreddin’in dizinin dibindedir. Konu Araf Suresi 55. ayettir: "Rabbinize yalvara yakara ve GİZLİCE dua edin." Abdulhalik (Gucdüvanî), o meşhur sorusunu sorar: "Hocam! Ayet 'Rabbinizi içinizden, gizlice zikredin' diyor. Ama sesli yapsam insanlar, içimden geçirsem melekler (Kiramen Katibin) duyuyor. Ne insanın ne de meleklerin duymadığı, SADECE Allah ile benim aramda kalan o zikir nasıl yapılır?" İmam Sadreddin; "Evladım" der, "Bu sorduğun kitap ilmi değil, Ledün ilmidir. Nasibinde varsa, Allah sana bunu öğretecek birini gönderir." Ve o gün gelir... Hızır (a.s.) belirir ve Abdulhalik'i alır. Hızır (a.s.), bu "sırrı" anlatarak değil, yaşatarak öğretecektir. Onu bir havuzun kenarına getirir. Dışarısı gürültülüdür; kuş sesleri, rüzgar, insan konuşmaları... Hızır (a.s.) tek bir emir verir: "Suya dal!" Abdulhalik suya girdiği an, dünya bıçak gibi kesilir. “Hışırt!” sesi yerini anında boğuk, ağır ve tekinsiz bir sessizliğe bırakır. Güneş ışığı artık sadece yüzeyde dans eden bulanık, ulaşılmaz parıltılardan ibarettir. Su soğuktur, vücudunu sıkı bir elbise gibi sarar. Abdulhalik suya girdiği an, ilk ders başladı: MASİVA'DAN KOPUŞ. Masiva nedir? Allah'tan gayrı her şeydir. Kuş sesi, rüzgar, insan gürültüsü, dedikodu... Su, muazzam bir yalıtkan olarak dünyayı kapattı. Dışarıdaki hayatın frekansı kesildi. Su, dünya ile arasına çekilen kalın bir perde, geçici bir kabir oldu. Artık sadece o ve Yaradan vardı.
Alıntı
"En çok da bu “sarık” anlatımını severdim Beğenmediğiniz sarığın güzelliği; insanın kefenini kafasında taşıması Bu aleme ölmeye gelen insanın, ölümle yaşaması “Güzel Adam” Bülent Akyürek Rahmetle …""
Edebiyat
malTeyze alıntıdır Koşup gelme
''Instagram Türkiye’nin Epstein Adasıdır. - Sürekli sergilenen mutlu çiftler ve kusursuz ilişki illüzyonu. - Kadınların, Bedenlerini satması abonelikli (offline) çıplak içeriklerle kazanç sağlaması - Erkeklerin evlerinde eşlerini teşhir ederek içerik üretmesi - Cinsiyet değişimine bağlanan ve pazarlanan zenginlik algısı - Çıplaklığın açık bir gelir kaynağı hâline getirilmesi - Çocuk yüzleri üzerinden etkileşim ve kazanç devşirilmesi - Aile kavramının içerik serisine dönüştürülmesi - Zenginliğin “açılmakla mümkün olduğu” mesajını veren dindar kadın profilleri - Mahremiyetin “samimiyet” adı altında pazarlanması - Özel hayatın içerik, içeriklerin ise meta hâline gelmesi - Ahlâkın estetikle, değerlerin algoritmayla ölçülmesi - Hayatın yaşanmak için değil, paylaşılmak için kurgulanması - Komiklik ve skeç adı altında ahlaki yozlaşmanın normalleştirilmesi. - Özel günlerin teşhire dönüştürülmesi (Cenaze, Düğün) - İtiraf, ifşa ve mahrem anların reyting aracı olması.''
Hayata Dair