Nakşiliğin İlk Dersi Medresede Değil, Suda Verildi.
Nakşibendi yolunun temeli olan "Hafi Zikir" (Gizli Zikir), kuru bir seccadede değil ciğerlerin zorlandığı bir suyun altında doğmuştu...
Genç Abdulhalik (Gucdüvanî), Buhara'da ilim meclisinde hocası İmam Sadreddin’in dizinin dibindedir.
Konu Araf Suresi 55. ayettir: "Rabbinize yalvara yakara ve GİZLİCE dua edin."
Abdulhalik (Gucdüvanî), o meşhur sorusunu sorar:
"Hocam! Ayet 'Rabbinizi içinizden, gizlice zikredin' diyor.
Ama sesli yapsam insanlar, içimden geçirsem melekler (Kiramen Katibin) duyuyor.
Ne insanın ne de meleklerin duymadığı, SADECE Allah ile benim aramda kalan o zikir nasıl yapılır?"
İmam Sadreddin;
"Evladım" der, "Bu sorduğun kitap ilmi değil, Ledün ilmidir. Nasibinde varsa, Allah sana bunu öğretecek birini gönderir."
Ve o gün gelir... Hızır (a.s.) belirir ve Abdulhalik'i alır.
Hızır (a.s.), bu "sırrı" anlatarak değil, yaşatarak öğretecektir.
Onu bir havuzun kenarına getirir.
Dışarısı gürültülüdür; kuş sesleri, rüzgar, insan konuşmaları...
Hızır (a.s.) tek bir emir verir:
"Suya dal!"
Abdulhalik suya girdiği an, dünya bıçak gibi kesilir.
“Hışırt!” sesi yerini anında boğuk, ağır ve tekinsiz bir sessizliğe bırakır. Güneş ışığı artık sadece yüzeyde dans eden bulanık, ulaşılmaz parıltılardan ibarettir. Su soğuktur, vücudunu sıkı bir elbise gibi sarar.
Abdulhalik suya girdiği an, ilk ders başladı: MASİVA'DAN KOPUŞ.
Masiva nedir? Allah'tan gayrı her şeydir. Kuş sesi, rüzgar, insan gürültüsü, dedikodu...
Su, muazzam bir yalıtkan olarak dünyayı kapattı. Dışarıdaki hayatın frekansı kesildi.
Su, dünya ile arasına çekilen kalın bir perde, geçici bir kabir oldu.
Artık sadece o ve Yaradan vardı.