''Beyfendi, işinde gücünde, akşam evine sabah işine giden erkekler kadınlar tarafından begenilmiyor. Gidin bakın; sabıkalı, madde kullanan, dövmeli, acayip tipli erkekler revaçta. İddia ediyorum ileri ki dönemde kadın cinayetleri daha da artacak çünkü kadınlar kendi sonlarını hazırlıyor.''
EHL-İ İBAHENİN YANLIŞ VE CAHİLLİK YOLLARI
Her şeye mubah diyenler. Allahü Teálá'nın çizdiği huduttan çıktılar, Yanılmaları ve cahillikleri yedi sebepten oldu.
BİRİNCİ SEBEP: Allahü Teála'ya iman etmeyen bir grubun cahilliğidir. Çünkü O'nu hayal ve vehim hazinesinde aradılar. O'nun nasıl ve ne gibi olduğunu araştırdılar. Bulamayınca inkar ettiler ve işlerin oluşunu yıldızlara ve tabiata havale ettiler. Insanlar, di-ğer hayvanlar, hikmet ve nizamla dolu bu şaşılacak Alemin kendiliğinden meydana geldiğini, yahut daima var olduğunu veya ken-dinden haberi olmayan tabii bir şey olmayacağını zannettiler. Bu kimse, yazılmış güzel bir yazıyı görünce, bunun kudretli, Alim ve iråde sahibi bir katib olmaksızın, kendiliğinden yazıldığını veya hep bu şekilde yazılmış bulunduğunu sanan kimse gibidir. Körlüğü bu dereceye gelen kimse, hadiseleri yanlış açıdan görüri Tabiiyyecilerin ve müneccimlerin yanılma sebeplerine daha evvel işaret ey-ledik.
İKİNCİ SEBEP: Ahireti anlayamayan bir grubun cahilliğidir.
Insanın nebat (bitkil ve diğer hayvanlar gibi olduğunu, ölünce yok olacağını, ona azab, eziyet, mükafat olmayacağını zannettiler. Bunun sebebi kendini tanıyamamasıdır. Zira kendi hakkında bilgi-si, eşek, öküz ve ağaç kadardır. İnsanın hakikati olan rühu bilmi-yor. Rüh ebedidir, asla ölmez. Fakat vücud ondan alınır, buna ölüm denir. Bunun esası dördüncü ünvanda anlatılacaktır.
ÜÇÜNCÜ SEBEP: Allahü Teâlâ'ya ve âhirete iman edip, imanı
zayıf olan bir grubun cahilliğidir. Şeriatın mânâsını anlayamamış-lardır. Allahü Teâla'nın bizim ibadetlerimize ne ihtiyacı ve ne de günahlarımızın ona ziyanı vardır. Zira O hakim-i mutlaktır. İnsanların ibadetine ihtiyacı yoktur. O'nun indinde ibadetle günah aynıdır derler.
Bu cahiller Kur'ân-ı Kerim'de şöyle buyurulduğunu da görürler: Nefsini tezkiye
ŞERİATA UYMAK SAADET YOLUDUR
Allahü Teâla'yı tanımayı anlatmak uzundur. Bu kitaba sığmaz. Bu tanımanın tamamını aramaya teşvik ve tenbih için bu kadarı yetişir. Saadetin tamamı, bu marifetten insanın alabildiği kadar almasıdır. İnsanın saadeti, Allahü Teâla'yı tanımakta ve ona kul. luk ve ibadet eylemektedir. Marifetin, yani Allahü Teâla'yı tanıma nın, saadet-i ebedi olmasının sebebi daha önce anlatıldı. Kulluk ve ibadet etmenin insanın saadetine sebep olması şöyledir: İnsan ölün ce, Allahü Teâlâ ile olacaktır. Dönüş O'na doğrudur. (1). Bir kimse, bir kimse ile devamlı kalacaksa, onun rahat ve saadeti o kimseyi sevmesindedir. Onu ne kadar çok severse, o kadar mes'üd olur. Zira sevdiğini görmesiyle lezzet ve rahatı artar.
Marifet ve çok zikir olmaksızın Allah sevgisi kalbde galib olmaz. Herkes sevdiğini çok zikir eder, çok anar. Onu ne kadar çok zikrederse o kadar çok sever. Bunun için Davud aleyhisselama vahiy geldi: «Senin çâren Benim, esas işin Benimledir. Bir ån Benim zikrimden gafil olma..
Zikrin kalbi istilası, ibadete devamla olur. İbadet zevkini o za man bulur. İşte bu zaman arzu ve şehvet bağları kalbden kopar. Arzu bağlarının kalbden kopması, måsiyetten, günahtan el çekmekle olur. O hålde günahlardan sakınmak, kalbin rahatlığına sebep olur. Saadetin tohumu da budur. Buna «felâh Ikurtuluşı denir. Hususan Allahü Teâlâ buyurur: Muhakkak ki, kendini temizleyen ve Rabbinin ismini anan kurtuldu (2).
Bütün ameller ibadet olmaya layık değildir. Bazıları layık, bazıları değildir. Bütün isteklerden el çekmek de mümkün değildir. Zaten bütün arzu ve isteklerden el çekmek doğru da değil. Zira yemek yemezse ölür, cima' etmezse nesli kesilir. O hålde bazı arzuları bulundurmamak, bazılarını yapmak lazım olup, birini diğerinden ayıracak sınırı da bilmek lazımdır. Bu sınır,