Gelelim anneler gününe... Bu da bir Amerikan kopyacılığı. Mekanik ve kupkuru bir cemiyetin peşi sıra topallamak. Anneler Günü'nde Amerika'da matbu telgraflar varmış annesini tebrik etmek isteyen Postahaneye telefon ederek bu vazifeyi oturduğu yerde yaparmış.
Bizim cemiyetimizin ana ve babalara tahsis ettiği hürmete gelince, belki de yeryüzünün en ince, en duygulu ve en hasbi bağlılık tablosunu arz eder. Hakikaten eskiden bir evladın anası ve babası için katlanmayacağı fedakarlık, göze almayacağı mihnet ve meşakkat mutasavver değildi. Analar gününde anasına tebrik yazıp hediye vermezdi amma, sanki doğmadan evvel nasıl anasına göbeğinden merbut ise o bağ ölünceye kadar kopmazdı. Hatta öldükten sonra da hayatta imiş gibi arar kollar, sadakada, dua ve Kur'an'da eksik iş görmezdi. Ona bu ana baba sevgisini aşılayan da "El-cennetü tahte akdamil-ümmehat", Cennet anaların ayağı altındadır' hadisi şerifi idi. Vay gidi, üç yüz altmış beş günlük bir senede tek gün anasını hatırlatan cemiyet terbiyesine!
Bahusus bizim cemiyetimiz hakiki münevvere şiddetle muhtaç. Kim ki toprağını seviyorsa bilgisini arttırmaya ve kitleye faydalı olmaya mecburdur. Fakat bütün bu söylediklerim, ancak imanlı insanın kârı. İnanmamış kimsenin değil başkalarına, kendine dahi faydası olmaz.
Mesela maarifimiz, bir kısmı cahil, bir kısmı yabancı ideolojilere hizmet eden kimselerin elindedir. Bu yüzden de mektepler münevver yetiştirmiyor, ancak okumuş yazmış seviyesiz kimseler veriyor.
Bence ana ve baba olmak ne kadar büyük ustalığa değer bir hünerse, evlat olabilmek de o mertebede ince bir san'at. Herhalde bütün bir hayat boyu, iki tarafın da çok hasbi,çok diğerendiş davranması lazım. Yoksa karşılıklı iki cihette birbirini bir müstemleke zihniyeti ile görür ve bu yolda hareket etmek isterse vay o ana baba ve evlat münasebetinin haline!