Yazarın ,İkinci Dünya Savaşı sırasında bizzat kendi yaşadıklarını anlatan, Nazi soykırımı sırasında toplama kamplarında yaşanan vahşeti gözler önüne seren inanılmaz etkileyici bir kitaptı benim için. Bu kitabı okumadan önce Kristin Hannah'ın BÜLBÜL ve Ellen Marie Wıseman'ın ERİK AĞACI kitabını okumuştum. Sonrasında insanın anlam arayışını okuyunca konuya daha vakıf olduğum için anlatılmak istenen her şeyi kelimesi kelimesine hissederek okudum. Doğumunuzdan ölümümüze kadar hep bir anlam arayışı içinde olduğumuzu hepimiz zaten biliyoruz. Yazar insanın anlam arayışının zorluklar karşısında güçlü durmak olduğunu en sade ve en anlaşılır şekilde anlatmış. İnsan, kaderinin acı çekmek olduğunu fark ederse, ıstırabı kabul etmeyi de bir görev olarak benimseyecektir; bu onun tek ve kendine özgü görevidir. Istırap içinde bile evrende biricik ve yalnız olduğunun farkına varmalıdır. Kimse onu ıstırabından kurtaramaz veya onun yerine yüklenemez. Onun özgün fırsatı, yükünü taşıma biçimindedir...