Nadia Hashimi/Kabuğunu Kıran İnci
"İnsan ruhu, ne derler bilir misin, insan ruhu için? Taştan sert, çiçek yaprağından narindir."
Yazarın ilk okuduğum ve kalemiyle tanışma kitabım. İki farklı yüz yıl ve aynı amaç için yaşamak için savaşan iki kadın; Shekiba ve Rahima. Ayrı dönemlerde yaşamış olsalarda gittikleri yol aynı.
Afganistan'da kadın olmak nasıl bir zulüm okuyanların yüzüne tokat gibi vuruyor. Baktığımızda kadın olmak birçok toplumda, ülkelerde zordur. Kadınsan hiçbir değerin yoktur. Afganistan'da bu toplumlardan biri. Küçücük yaşlardaki kız çocukları kendilerinden çok büyük adamlara başlık parası karşılığı satılır. Evet satılır diyorum çünkü birçoğu evlendikleri adamların ikinci, üçüncü ve hatta dördüncü karısıdır. Amaçları erkek çocuk doğuracak dölyatağı olmaları ve kocalarının ailelerine hizmette kusur etmemeleri yoksa ceza büyüktür. Sokakta ki hayvanlar kadar bile değeri yoktur kadınların. Öyle bir toplumda nasıl ayakta kalır bir Çocuk Kadın? Çocuk kadın diyorum çünkü çocuk olamadan kadın oluyorlar...
Bu kitapta bu gerçekleri bizlerin gözlerine sokuyor. Okudukça öyle bir toplumda yaşamadığım için şükür ettim. Anneme babama saygı duydum. Bulunduğumuz toplumdan şikayet ederken beterin de beteri var dememiz ve şükür etmemiz gereken ne çok neden var.
Kendi kabuklarını kırabilen inciler, yaşadıkları onca zulüme, işkenceye rağmen pes etmeyen, savaşmaktan vazgeçmeyen tüm kadınlar sizlere saygım çok büyük. Meselenin 'İnsan olmak değil insan kalabilmek.'olduğunun farkında olan herkese de saygım büyük...
Kitapla ve sevgiyle kalın...