Bir umudu olmalı insanın yarın için, yarım kalmışı için.Ya da umut vereni olmalı.Sabahların daha güzel olacağına, güneşin daha sıcak daha parlak doğacağına.
Sen dik bir yokuştun, bense çok sigara içiyordum. Soran olursa da "o yolun yokuşu benim nefesimi kesti..." diyordum. Beni anlıyor musun ey nefesimi verdiğim?
Bir zamanlar her şeyi severek yapardım. Okula gitmek bile benim için normal bir zorunluluk değil, aksine keyifli bir şeydi. Ama zamanla bazı yaşadıklarım okuldan soğumama neden oldu. Şu an herkes gibi 4 yıl lise okuyorum ve 12. sınıftayım. Bu süreçte yaşadıklarım beni biraz değiştirdi, hatta karakterime bile etki etti.
Bunlardan ilki yalnızlık. Yalnızlık dediğim şey sadece tek başına kalmak değil; aynı zamanda sınıf arkadaşların tarafından dışlanmak, zorbalığa uğramak ya da sürekli başkalarının isteklerine göre hareket etmek. Bu durum insanı zamanla kendi benliğinden uzaklaştırıyor. Kendi kararlarını değil, başkalarının ne düşündüğünü önemsemeye başlıyorsun. Ben de böyle dönemlerden geçtim. Özellikle lise ilk yıllarında, insan kendini bulmaya çalışırken bazen yanlış çevrelere ya da yanlış alışkanlıklara uyum sağlıyor. Ama bir noktadan sonra insan gerçekten yoruluyor ve “artık yeter” deme ihtiyacı hissediyor.
İkincisi çevreye göre değişim. Aslında ben çalışkan biriydim. Çok üstün bir zekaya sahip olmasam da düzenli çalışan, sorumluluklarını yerine getiren bir yapım vardı. Ancak çevremdeki insanların etkisiyle bir süre sonra bu alışkanlıklarımı bıraktım. İnsan bazen fark etmeden çevresine uyum sağlamak için kendi iyi özelliklerinden bile vazgeçebiliyor. Bu da zamanla hem motivasyonu hem de kendine olan güveni azaltıyor.
__Üçüncüsü ise okulun bazı kuralları. Bu kurallar bazen insanı gerçekten okuldan soğutabiliyor. Elbette her okulun bir düzeni olmalı ve bazı kurallar gerekli ama bazıları bana çok anlamsız geliyor. Örneğin okul kıyafeti zorunluluğu ya da bazı okullarda saçla ilgili katı yasaklar gibi durumlar. Bunlar belki disiplin için konuluyor olabilir ama öğrencinin kendini ifade etmesini de kısıtlayabiliyor. Bu yüzden herkes bu kuralları aynı şekilde olumlu
Bir zamanlar her şeyi severek yapardım. Okula gitmek bile benim için normal bir zorunluluk değil, aksine keyifli bir şeydi. Ama zamanla bazı yaşadıklarım okuldan soğumama neden oldu. Şu an herkes gibi 4 yıl lise okuyorum ve 12. sınıftayım. Bu süreçte yaşadıklarım beni biraz değiştirdi, hatta karakterime bile etki etti.
Bunlardan ilki yalnızlık. Yalnızlık dediğim şey sadece tek başına kalmak değil; aynı zamanda sınıf arkadaşların tarafından dışlanmak, zorbalığa uğramak ya da sürekli başkalarının isteklerine göre hareket etmek. Bu durum insanı zamanla kendi benliğinden uzaklaştırıyor. Kendi kararlarını değil, başkalarının ne düşündüğünü önemsemeye başlıyorsun. Ben de böyle dönemlerden geçtim. Özellikle lise ilk yıllarında, insan kendini bulmaya çalışırken bazen yanlış çevrelere ya da yanlış alışkanlıklara uyum sağlıyor. Ama bir noktadan sonra insan gerçekten yoruluyor ve “artık yeter” deme ihtiyacı hissediyor.
İkincisi çevreye göre değişim. Aslında ben çalışkan biriydim. Çok üstün bir zekaya sahip olmasam da düzenli çalışan, sorumluluklarını yerine getiren bir yapım vardı. Ancak çevremdeki insanların etkisiyle bir süre sonra bu alışkanlıklarımı bıraktım. İnsan bazen fark etmeden çevresine uyum sağlamak için kendi iyi özelliklerinden bile vazgeçebiliyor. Bu da zamanla hem motivasyonu hem de kendine olan güveni azaltıyor.
__Üçüncüsü ise okulun bazı kuralları. Bu kurallar bazen insanı gerçekten okuldan soğutabiliyor. Elbette her okulun bir düzeni olmalı ve bazı kurallar gerekli ama bazıları bana çok anlamsız geliyor. Örneğin okul kıyafeti zorunluluğu ya da bazı okullarda saçla ilgili katı yasaklar gibi durumlar. Bunlar belki disiplin için konuluyor olabilir ama öğrencinin kendini ifade etmesini de kısıtlayabiliyor. Bu yüzden herkes bu kuralları aynı şekilde olumlu