"En önemlisi de toplum içinde nasıl davranacağımı bilmiyorum. Çok sayıda insanın bulunduğu bir ortama girdiğimde sürekli tüm bakışların beni gerdiğini hissederim. Adeta bir şeyler beni fiziksel olarak sıkmaya başlıyor; hatta tiyatro gibi yerlerde bile. Özel evlerde ise durum daha da kötü."
"Birden kalktım, elimle yokladım. Yatakta kimse yok, yastık da soğuk. Yüreğim ağzıma geldi, donup kaldım, düşünme yetimi yitirdim: 'Çıkmıştır.' diye düşündüm ve bir adım attım. Bir de baktım ki yatağın yanında, kapı kenarındaki köşede sanki Olya duruyor. Durmuş ona bakıyor, susuyordum. O ise karanlıkta sanki sessizce bana bakıyordu, hiç kımıldamıyordu... 'Neden iskemleye basmış.' diye düşündüm. Ama bir anda her şeyi anladım, ona doğru yürüyüp ellerimi uzattım, sarıldım; Olya kucağımda sallanmaya başladı, onu kucakladım ve anlamak istemediğim her şeyi anladım."
"Özellikle akşam uykuya yattığımda, üzerimi battaniyeyle örtüp tamamen yalnız kalınca, çevremde dolanıp duran insanlar olmaksızın ve bir tek sesin bile huzursuzluğunu duymaksızın yaşamı bambaşka bir biçimde yeniden kurgulamaya başladığımda çok mutlu oluyordum."